• BIST 1.542
  • Altın 411,808
  • Dolar 7,5315
  • Euro 8,9768
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 6 °C

HOCAM BİR SORUM VARDI …?

Hasan Demirci

(Aslında işlediği haltı doğrulatmak istiyor)

Yaptığımız görev gereği dini konularda telefonlarla veya yüzyüze, bilgi almak
isteyenler tarafından sorular alıyor, ilginç konulara muhatap oluyoruz. Bazen de bu sorular
haddini aşarcasına küçük düşürmek, alay etmek maksadıyla sorulabiliyor. Ya işlediği bir suçu
temize çekmek, günahın verdiği manevi azabı dindirmek , kendini rahatlatmak üzere
sorularda sorulabiliyor.

Samimi olarak bilgi alıp, onunla amel etmek isteyenlerin sorularına cevap verdiğiniz
zaman bir sürü dua alıyoruz. Maksatlı soruların arkasından düzgün cevap versenizde kişiyi
memnun edemediğiniz gibi bir sürü eleştiri, hatta alaycı tavırlara muhatap oluyorsunuz.
Çünkü soruyu soran kişinin beklediği cevabı vermemiş oluyorsunuz. Soruyu soran doğruya
ulaşmak için değil, kendi hatasını doğrulatmak için soruyor. Peki böyle bir sorumluluğun
altına girilir mi?

Bazen de kişiler sorduğu soruya istediği cevabı alabilmek için olayı tamamen kendi
bakış açısıyla, soru sorduğu kişiyede beklentisi yönünde cevap alabilecek yönlendirmeler
yapabiliyor. Unutulmaması ve gözden kaçırılmaması gereken şu ki, kişi bu yönlendirmesiyle,                          beklediği cevabı almakla beraber aslında boynuna ateşten bir parça giyinmiş olur.

Miras konusunda birbirleriyle çekişen iki adam Hz. Peygamber (s.a.s.)’e geldi. Her
ikisinin de davalarını ispat için ellerinde delil olabilecek herhangi bir şey yoktu. Hz.
Peygamber (s.a.s.) şöyle dedi: “Ben ancak bir insanım, siz bana birbirinizden davacı olarak
geldiniz. Belki biriniz davasını, diğerinden daha iyi ortaya koyar. Dolayısıyla ben de o
kimseden dinlediğime göre onun lehine hükmederim. Bu nedenle kimin lehine, aslında
kardeşinin hakkı olan bir hüküm verirsem ondan hiçbir şey almasın. Aksi hâlde ben, o
(lehine hükmettiğim) kişi için ateşten bir parça koparmış olurum.” “Hakkında bana vahyen
bir bilgi gelmeyen, aranızdaki bu konuda kendi görüşümle hükmediyorum.”

Müslüman kimse hayatında islamın koyduğu kurallara riayet eder. Bilmediği
konularda bilenlerden yardım ister. Fetvayı aldığı zaman hoşuna gitse de gitmese de hak
adına rıza göstererek onunla amel eder.

Çok iyi iki dost bir hoca efendiden anlaşamadıkları bir konuda fetva isterler. Hoca
efendi de konu hakkında Allah adına ayet ve hadislerin ışığında verilecek fetvaya rıza gösterip
göstermeyeceklerini baştan sorar ki, sonrasında kimse itiraz etmesin. Hoca efendiye vereceği
fetvaya razı olacaklarına söz vererek, her iki tarafta olayı kendi zaviyesinden anlatır ve
haklılığını ortaya koyar. Konuşmaların ve delillerin gösterdiği taraflardan birisinin haksız
olduğu açıkça bellidir ve hocaefendi de haksız olana “sen haksızsın” der. Adam derhal “Ben
bunu kabul etmiyorum diye itiraz eder. Kendisine, biraz önce Allah adına karara uyacağına,
fetvayı kabul edeceğine söz vermiştin denilince, içler acısı cevap ile “benim haksızlığımı
ortaya koyan bir fetvayı kabul etmiyorum” der.

Günümüzde İslam ile olan ilişkilerimizde, şer’i hükümler lehimize olduğunda İslam
diyoruz, müslümanız diyoruz ama aleyhimize gelişen olaylarda maalesef İslamı, Kur’an-ı
Kerimi bir kenara bırakabiliyoruz. Bu mü’mince bir tavır asla değildir, Allah sonumuzu
hayretsin.

Son bir örnek soru ile konuyu bitirelim. Birisi bankaların verdiği sıfır faizli kredi var
alabilirmiyim. Aslında krediyi almış, sıfır faiz denilmesine kanmış şimdi sıra vicdanın
rahatlatılmasında. Hocalara sorma ihtiyacı hissediyor ve sıfır faize ne cevap vereceğini merak
ediyor. Beklentisi ise krediyi aldığı için , “evet alabilirsin, sıfır faiz adı üzerinde faiz yok”
cevabını bekliyor.

Oysa “Sıfır faiz, kanunen aylık % 0,99 a kadar olan faizdir. Aylık % 1 olmadığı sürece
% 0 faiz denilmektedir. Bu sanki faizsiz bir kredi gibi anlaşılıyor ve insanlar kandırılıyor.
Halbuki bu işlem faizli kredidir. Bundan dolayı faizsiz diyemiyorlar, % 0 faiz diyorlar. Bu bir
aldatmacadır. Böyle bir krediye caizdir denilemez”.

Kısaca soru sorduğumuz zaman, hoşumuza giden cevapların beklentisinde olmadan,
hakka tabi olmak için verilecek olan fetvalara uymaya söz verebilmeliyiz…

Haka tabi olanlara selam olsun…

Bu yazı toplam 1622 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113