Böyle bir soru ile karşılaşırsanız cevabınız ne olacak. Bu sorunun cevabından önce imansız bir şekilde ölenlerin durumunun İslama göre ne olduğunun bilinmesi gerekir.
Lucescu yakın zamanda vefat etti. Adam yorumu yapıştırmış, Allah rahmet etsin mekanı cennet olsun. Gayri bir müslim sanatçı, sporcu, siyasetçi vs vefat ediyor alışmış ağzımız dilimiz Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun demeye.
Bizim Kuran ve sünnetten öğrendiğimiz bir ilke vardır. Müslüman olarak vefat etmediği kesin bilinen gayrimüslimler (Hristiyan, Yahudi vb.) için "Allah rahmet eylesin" veya "mekânı cennet olsun" gibi af ve mağfiret içerikli dualar edilemez.
Durum bu iken müslüman bir kardeşimiz "Edison nasıl cennete giremez" diye itiraz edercesine bir soru soruyor. Öyle ya bütün insanlığı aydınlattı bu iyilik yetmiyor mu onu kurtarmaya.
Evet maalesef kurtarmaya yetmiyor. Kurtulabilmenin anahtarı "lailahe illallah Muhammedün Rasûlullah" tır. Ayeti Kerimede zaten açıkça "Onların yaptığı her işi ele almış ve onu savrulup giden toz toprak haline getirmiş olacağız" . (Furkan 23) buyuruyor.
Birde bu konu hakkında daha önce bir paylaşıma denk gelmiştim.
EDİSON CENNETE GİREBİLECEK Mİ?" SUALİNE CİZRE MÜFTÜSÜNÜN CEVABI:
Sene 1960 yılların sonu.
Silopi o yılın Nisan ayında ilçe olmuştu.
Silopi İlçe Kaymakamı, İlçe Jandarma Komutanı (Yüzbaşı), hakimi, savcısı ve doktoru, sohbet ederken mevzu elektriğe, oradan da Edison'a gelir.
Kaymakam:
- Bana göre Edison'un yeri cennettir.
Bak onun icad ettiği elektrik yolları evleri aydınlatıyor. Hemen Yüzbaşı söz aldı:
- Tabii ki cennette girecek, camiler ışıl ışıl, isteyen bu ışık altında Kur'an da okuyabilir. Bu tartışma devam ederken Doktor:
- Gelin, Cizre'ye gidelim.
Orada Mahmut Bilge adında bir Müftü var.
Çok âlimmiş, ondan soralım, der. Atlarlar cipe, gelirler Cizre'ye müftünün yazıhanesine.
Kendilerini tanıtırlar. Müftü efendi "buyur" eder.
Oturur oturmaz Hakim:
- Müftü bey bir sorumuz var, sormaya geldik.
Acaba elektriğin mucidi Edison, Cennette mi girer mi? Yoksa..... derken... Müftü sözünü keser:
- Hele bir kahve içelim konuşuruz. İçeriden kahveler gelinceye kadar bir tanışma faslı olur.
Bu fasıldan sonra Müftü, döner Yüzbaşıya:
- Yüzbaşım sizin Habur Gümrük Kapısında bir askeri birliğiniz var mı? Yüzbaşı:
- Var, der. Müftü devam eder:
- Edison, Irak'tan Türkiye'ye geçecek. Sınırda sizin nöbetçi asker ondan pasaport ister.
Edison kimliğini gösterir ve der ki:
- Ben elektriğin mucidiyim. Dünya beni tanır. Pasaporta ne gerek var. Asker:
- Kanun bu, geçemezsin, der. Edison, askeri iteler:
- Çekil, der.
Müftü, bu konuşmayı bitirmeden Yüzbaşı kızarak:
- Şerefsiz Edison! Kendini ne zannediyor. Hem pasaportu yok, hem askere hakaret ediyor. Pasaportsuz geçemez ki.
Müftü oradakilere dönerek:
- Edison, Irak'tan Türkiye'ye pasaportsuz giremiyor da, cennete nasıl pasaportsuz girer? Cennetin pasaportu (Lâ ilaheillallah Muhammedün Rasûlüllah)'tır. Beyler, bu kabul edilmedikçe, kimse cennete giremez.
Bu hikâye gerçekten oldu mu olmadı mı bilinmez ama hikayelerin her zaman gerçekleşmiş olması gerekmiyor. Verdiği mesaj mesaj mı ona bakmak gerekir.




























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.