• BIST 12433.5
  • Altın 7081.33
  • Dolar 43.5923
  • Euro 51.9458
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C

NE HOŞ GELİYORSUN! EY ŞEHR-İ BEREKET! EY ŞEHR-İ HUZUR! BEREKETİN AYI RAM

Muhammed  Murat Hacımustafaoğulları

 

Eskiden toplanırdı eş dost akraba. Sofralar neşeliydi. Muhabbetler bereketliydi. İsar doluydu bakışlar. Masalardaki örtülerde nakışlar. Öyle güzel dualar yapardı ki yaş almış yaşlılar... Soframızın bereketiydi onlar. 

Toplardı çevresine herkesi etrafına dedelerimiz. Bir mehabet vardı onlarda, mehabet kanatlarını indirmeden şefkat kanatları altına toplarlardı herkesi.

 Sofralarda bambaşka bir bereket vardı. Bir kişinin yemeği iki kişiye, iki kişinin yemeği üç kişiye, üç kişinin yemeği yedi kişiye yeterdi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin de müjdelediği gibi. 

Besmelesiz  atılmazdı adımlar, elhamdülillah denmeden, dualar yürekten edilmeden  kalkılmazdı sofralardan. "İslamı devlet, nasibi Cennet"ti dualarımız. Şimdi ise devamında karar kıldık devletin de.

 Sofralar bereketliydi. Helalinden sofralar, yerlere kurulurdu toprağa yakın olduğumuzu ilham eder gibi. Sofranın başı olmazdı çünkü sofradaki herkes çember olur birbirine bakardı. Büyükçe bir tepsiden yerdi herkes. Aynı tabağa kaşık atardık.

 Şimdi ise herkesin kendine özel hayatı, kendine özel tabağı var. Bireyselleşen, içine kapanan hayatlarımız gibi. 

Hiç unutmam bir bayram sabahı köyde, sofada uyandığım günü. Bayramlık pabuçlarım ayak ucumda, pabuçlarımla birlikte amcoğlum da ayak ucumda. Bir ve beraberdi hayatlar,  birlikte olan her şeyde bereket vardı. Ağzımızın tadı vardı.

 Bayram harçlığımızı bile biraraya getirir, bakkaldan alışverişi birlikte yapardık emmoğlu ile. 

"Su gibi akıp gitsin, su gibi dönsün" diye tıka basa dolan arabaların ardından sular dökülürdü; her santimetre küpüne eşya konulan, peynir kokulu arabaların ardından... 

Arabaların da, evlerin de genişi makbuldü. Şimdi ise 1+0'larda  yaşamayı ayrıcalık zanneden aklı evveller var. Yüreklerle birlikte daralan evler artık misafir kabul edemiyor. 

 Bir gün evine misafir gelmediğinde "acaba ben hangi günahı işledim de misafir gelmedi" diyen babaannelerin torunları şimdilerde "acaba ben hangi günahı işledim de misafir geldi" diye serzenişte bulunuyor.
 Bırakın davetsiz misafiri, misafir görmeyi; iki hafta önceden randevu almayanlar hanelere yük görülüyor. 

Ramazan öncesi bana ve size ayna olacak bir yazı kaleme almayı istedim. Allah bizleri içine düştüğümüz gafletten kurtarsın. Her geceyi Kadir, her kişiyi Hızır bilen ecdada layık bir nesli tekrardan bizlere lutfeylesin. Amin.

Bu yazı toplam 67 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113