• BIST 12433.5
  • Altın 6811.86
  • Dolar 44.5989
  • Euro 52.3513
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 10 °C

İstanbul’un Trafik Çilesi: Bu Şehir Artık Yolda Yaşanıyor

Ümit Kahyaoğlu

Sabahın köründe evden çıkıp işe varmak için tam iki saat harcıyorsan, akşam dönüşte bir buçuk saat daha direksiyon sallıyorsan, artık “trafik” demeyelim buna. Bu, İstanbul’da yaşamak demek. Bu, her günümüzden çalınan bir parça ömür demek.2025 verilerine göre İnrix raporu İstanbul’u dünyanın en yoğun trafiğine sahip şehri ilan etti.

Bir sürücü yılda ortalama 118 saatini trafikte kaybediyor. TomTom Trafik Endeksi de ortalamayı yüzde 62 sıkışıklık seviyesinde gösteriyor. Yani 10 kilometrelik bir yolu ortalama 23 dakikada gitmen gerekirken, gerçekte neredeyse iki katı zaman harcıyorsun. Sabah Anadolu Yakası’nda yoğunluk yüzde 83’leri, akşamları kent genelinde yüzde 87-90’ları gördüğümüz günler artık istisna değil, rutin.

Peki bu hale nasıl geldik? Nüfus patlaması, plansız kentleşme, her geçen yıl trafiğe katılan yüz binlerce yeni araç… Ama asıl mesele şu: Şehir, otomobile teslim olmuş durumda. Yolların yüzde 80’inden fazlası özel araçlara ayrılmışken, toplu taşıma hâlâ yetersiz kalıyor. Metrobüsler tıklım tıklım, metro inşaatları yıllarca sürüyor, yeni hatlar açılıyor ama talep o kadar yüksek ki yetişemiyor. Boğaz köprüleri her sabah ve akşam boğaz oluyor resmen.

Üstelik sadece zaman kaybı değil bu. Stres, öfke, yakıt tüketimi, hava kirliliği… Her gün direksiyonda küfreden, korna çalan, sinirden elleri direksiyona yapışan milyonlarca insan. Aileyle geçirilecek vakitler yolda eriyor, iş verimliliği düşüyor, ekonomi kan kaybediyor. Bir şehrin “dünyanın en yaşanmaz trafiğine sahip” unvanını alması, gurur değil, utanç verici bir rekor.

Elbette bazı adımlar atılıyor. 2026’da 23 yeni metro istasyonu açılacak(!), raylı sistem ağı 487 kilometreye çıkacak. Kuzey Marmara Otoyolu’nun yeni kesimleri devreye girecek, trafik ışıklarına yapay zeka gelecek, akıllı kavşak sistemleri test ediliyor. Bunlar güzel gelişmeler.

Ancak bitmeyen metro inşaatları, yıllarca süren çalışmalar ve iptal edilen şeritler trafik akışını daha da zorlaştırıyor, çileye dönüştürüyor.

Çözüm tek bir şeyde: Alışkanlıkları değiştirmek. İstanbul, 16 milyonluk dev bir metropol. Bu kadar büyük bir şehirde trafik sorunu “kader” değil, yönetim ve tercih meselesidir. Herkes “başkası toplu taşıma kullansın, ben arabamla gideyim” mantığıyla hareket ettikçe bu çile devam eder.

Bir gün olsun, trafikte vakit kaybetmeden, stres yaşamadan, Boğaz’a karşı kahve içerek işe gidebileceğimiz bir İstanbul hayal ediyorum. O gün gelene kadar da klaksona değil, aklımıza ve sabrımıza sarılmak zorundayız. Ama şunu unutmayalım: Bu trafik sadece arabaları tıkamıyor.

Aynı zamanda geleceğimizi de tıkıyor.

Artık yeter demenin vakti çoktan geldi.

Bu yazı toplam 70 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113