İslam, insanı sadece bireysel bir varlık olarak değil, aynı zamanda toplumun bir parçası olarak da görür. Bu yüzden mal, mülk ve rızık, sadece kişisel bir nimet değil, aynı zamanda bir imtihan aracı ve sorumluluk vesilesidir. Yüce Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de Namaz ile birlikte en çok tekrarlanan ibadet emri “zekât”tır. Ancak zekâtın yanında çok daha geniş bir kavram olan infak da sıkça geçer. Bu iki kavram hem birbirine çok yakındır hem de önemli farklar taşır. İnfak Nedir? İnfak kelimesi Arapçada “harcamak, yok etmek” anlamına gelen نفق kökünden gelir. Ancak İslam’da bu “yok etme” anlamı olumsuz değil, tam tersine Allah yolunda tüketmek, eritmek, ulaştırmak anlamındadır. Kur’ân’da infak, genellikle şu ifadelerle geçer:
- “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu…” (Bakara 261)
- “…ve mimmâ razaknâhum yunfikûn” → “Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler” (Bakara3)
İnfak, geniş ve kapsayıcı bir kavramdır:
- Farz olan zekâtı da içerir
- Nafile (gönüllü) sadakaları da içerir
- Anne-babaya, akrabaya, komşuya yapılan harcamaları da içerir
- İyilik için yapılan her türlü maddi-manevi desteği de kapsar
En geniş tanımıyla infak:
Allah’ın rızasını kazanmak niyetiyle, Allah’ın verdiği her türlü nimetten (para, mal, zaman, bilgi, emek, gülümseme…) Allah yolunda harcamaktır. Zekât Nedir? Zekât ise infakın farz olan, belirli kuralları olan, asgari sınırını belirleyen özel bir çeşididir.
Kelime anlamı: temizlenmek, arınmak, çoğalmak, bereketlenmek.
Fıkhi tanımı:
Nisap miktarına ulaşan, üzerinden bir yıl geçen (artıcı mallarda) belirli malların, Allah’ın belirlediği oranlarda (genellikle %2,5), yine Allah’ın belirlediği sekiz sınıftan birine veya birkaçına mülkiyet nakli suretiyle vermekti
Kur’ân’dan Bazı Önemli AyetlerZekât hakkında:
“Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin…” (Bakara 43, 83, 110 vb. – yaklaşık 30 yerde namaz ile birlikte geçer)
“Mallarından sadaka (zekât) al ki, bununla onları temizlemiş ve arındırmış olasın…” (Tevbe 103)
İnfak hakkında:
“Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu, yedi başak bitiren bir taneye benzer; her başakta yüz tane vardır. Allah dilediğine kat kat verir…” (Bakara 261)
“Kim Allah yolunda bir hurma çekirdeği kadar infak ederse… o çekirdek dağ gibi olur.” (hadis meali – Buhârî, Müslim)
“Mallarını gece gündüz, gizli ve aşikâr infak edenler var ya, onların ecirleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Bakara 274)
Neden Hem Zekât Hem de İnfak Vurgulanır?Zekât, toplumdaki asgari sosyal dayanışma sınırıdır. Zengin-fakir uçurumunu önleyen bir alt sınır vazifesi görür. Ancak İslam sadece “yoksulluk sınırı”nda durmaz. Toplumun bereketi, kalplerin birbirine ısınması, hasedin azalması, cömertliğin yaygınlaşması için zekâtın çok üstünde bir infak kültürü ister. Hadislerde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Sadaka malı eksiltmez.” (Müslim) “En faziletli sadaka, kişinin kendi ihtiyacından artanı vermesidir.” (Tirmizî)
Son Söz: Zekât, malın farz olan hakkını öderken; infak, kulun kalbinin Rabbine olan sevgisini ve şükrünü ifade eder. Zekât vermeyen kişi farzı terk etmiş olur; infak etmeyen kişi ise bereket kapılarını kendi eliyle daraltmış olur. Günümüz dünyasında servet uçurumları rekor seviyedeyken, zekât ve infak sadece bireysel kurtuluş değil, aynı zamanda toplumsal barışın en güçlü temellerinden biridir. Rabbimiz bizleri hem zekâtını hakkıyla veren, hem de kalbi zenginlikle infak eden kullarından eylesin. Âmin.




























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.