• BIST 1.398
  • Altın 500,856
  • Dolar 8,7458
  • Euro 10,4109
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 19 °C

Yıl Sonu Avrupa Birliği Senaryosu ne olacak?

Hamdi Keleş

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, 15 Aralıkta yaptıkları AB Liderler Zirvesi'nde; Gümrük Birliği Anlaşması, Mülteciler Anlaşması, Vize Anlaşması konularında Türkiye ile gelecek aylarda zirve yapılması için kendilerine yetki verildiğini ancak konu ile ilgili henüz bir tarih belirlemediklerini açıkladı.

AB; ortada müzakere adına herhangi bir performans yokken yapılan; darbe karşıtı tutum, idam konusu, Fetö ve etnik terör örgütüne sahip çıkmak gibi tartışmalarla Türkiye'yi oyalamanın ve sıkıştırmanın sınırına gelmiş olduğunu biliyor.
Bu zirve vaadi ile yıllardır Birliğe katılmamız halinde elde edeceğimiz ödülleri/havuçları, bir nebze de olsa görünür hale getirerek Türkiye'nin bekleme konusundaki motivasyonunu yeniden aktive edeceklerini düşünüyorlar. Müzakere ve müzakere tarihindeki belirsizlik bile tek yanlı bir karar ve taktik bir hamle niteliğinde.
Yurt içinde cereyan eden teröristik faaliyetler, bombalamalar; terör yasası ile ilgili en masumane değişikliklere dahi izin vermeyen bir toplumsal iklim ortaya çıkarmışken bunun AB tarafından görmezden gelinmesi ve bir koşul olarak dayatılmasında ısrar edilmesi, acılarımıza duyarsızlığın, aynı ekipte olmadığını bilmenin, Türkiye'yi 'öteki' görmenin, söylemle telafi edilemeyecek pratik tezahürleri.
Avrupa Birliğini oluşturan majör devletler, 250 yıldır ülkemizde bulundurdukları diplomatik misyonla içinde bulunduğumuz gelişmeleri izliyor, kısmen yönlendiriyor, merkezlerine düzenli raporlar yolluyor, halkın nabzını tutup devlet ve medya yetkilileri ile ilişkiler kuruyorlar. Türkiye'nin sinir uçları, sosyolojik dengeleri, kendilerine mahrem değil yani. Kültürel açıdan bizden birilerinin, "biz kendimizi anlatamıyor muyuz?" biçimindeki hayıflanmalarının pratikte bir karşılığı yok aslında. Her şeyi bilmelerine rağmen bu tutumu sergiliyor, Avrupalı Devletler.
Normal şartlar altında bu yılın Ekim ayında uygulamaya geçmesi planlanmış olan vize serbestisinin başlama tarihi, Avrupa Birliği ile yapılan mülteciler anlaşması kapsamında; üç ay erkene, bu yılın Haziran ayına çekilmişti. Avrupa Birliği, Haziran ve Ekim aylarında terör maddesi başta olmak üzere 5 kriterde yeterli düzenleme yapılmadığı iddiası ile vize anlaşmasının hükümlerini yürürlüğe koymayınca; Tayyip Bey, inisiyatif kullanarak anlaşmanın tek taraflı hedef tarihini yıl sonu olarak revize etti. 
Türkiye-AB ilişkileri, "ne birlikte, ne ayrı" biçiminde tarif edeceğimiz marazi (hastalıklı) bir karaktere sahip. Türkiye, kendi içindeki vesayetçi güç odaklarını terbiye etmek, frenlemek ve ülkenin demokratikleştirilmesi hususunda; bu güne değin AB çapasından azami ölçüde yararlandı. AB de Türkiye'yi kontrol altında tutarak tarihsel bir tehditi kendince ehlileştirme yoluna gitme politikası izliyordu. Son dönemde AB bürokratlarının kullandıkları örneğin "Türk Ekonomisinin en büyük alıcısı AB'dir" gibi Türkiye karşıtı argümanlarda Fetöcü gazeteci ve akademisyenlerin söylem izlerine rastlamak mümkündür. Dolayısı ile bir süredir Avrupa Birliği yetkililerinin haber ve yorum bağlamlarında Fetöcü kadrolardan beslendikleri aşikardır.
Avrupa Birliği, Türkiye ile olan ilişkileri bozan taraf olmamak için detayını yukarıda ifade ettiğim biçimde vizeler konusuna değinmeden muhayyel bir zirve için Türkiye'ye vaadde bulunmuş ve hamle sırasını Türkiye'ye vermiştir.
Tayyip Bey, Batılı yetkililerin "Türkler söyler ama yapmazlar" beklentilerini boşa çıkaracak; ülkemize sığınmış mültecilerin iyi bir hayat kurmak üzere Avrupa'nın merkezine doğru yürüyüşlerinin önündeki bariyerleri kaldırma kararını alacak mıdır?
Ülke içinde AB çapasına ihtiyaç duyulmasını sağlayan güçler dengesi, günümüz itibariyle çok daha demokratik bir zemine kaydığına göre AB'nin alabileceği en radikal kararın bile ülkemiz açısından etkisinin sınırlı olacağı kanaatindeyim.
Üstelik bundan sonra hamle sırası yeniden AB'ye gelecek olduğundan; karşımızda "dinamik bir Türkiye'ye" dayatan değil uzlaşmacı bir teklifte bulunan AB ile karşılaşacağımızı tahmin ediyorum. 
Bu yazı toplam 1441 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113