• BIST 9814.19
  • Altın 2435.362
  • Dolar 32.3524
  • Euro 34.3983
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 18 °C

"HATIRLAT, HATIRLATMAK FAYDA VERİR" 

Hasan Demirci

 

Öyle buyuruyor Yüce Rabbimiz.

Fransız düşünür Montaigne de "Denemeler" adlı eserinin bir yerinde şöyle demiş:

"Talih insana bütün nimetlerini verse, onları tadabilecek bir ruh gerekir. Bizi mutlu eden, bir şeyin sahibi olmak değil, tadına varmaktır."

Bu sözün bize neler hatırlattığını paylaşmak istiyorum. 

Anadolunun şirin ilçelerinden birinde her yönüyle Anadolu irfanını yansıtan, vatanını milletini seven, başı örtülü bir annemize yine büyük bir ihtimalle aynı özelliklerde bir annenin evladı olan savcının kolluk kuvvetlerine talimat veriyor, bu kadın başörtüsü ile bu alana giremez diye.

Orada bulunan o zamanın ilçe Müftüsü İzani Turan hocamız hakkı haykırarak, bütün riskleri göze alarak diyor ki savcı bey burası kamusal alan değil ki, açık bir alan siz hukukçusunuz, bu millet sizin adaletinize nasıl güvenecek deyince ortalık buz kesmiş. O zaman bu çıkışı yapabilmek her yiğidin harcı değil tabi ki. 

Müslümanlar dini hayatın ne anlama geldiğini, Ahiret hayatının ebedi olduğunu, asıl orası için hazırlık yapılması gerektiğini bilen kimselerdir. 

Yıllarca bir örneğini verdiğimiz başörtüsü zulmü nice insanların hayatını bitirdi. Geleceğini söndürdü. Üniversite kapılarında kızlarımız coplandı. İkna odalarına alındı. Birincilik ödülleri verilmedi, hakaretler edilerek, ağızları kapatılarak dışarı atıldılar, yazdıklarımın hepsinin görüntüleri hala İnternette bulunmaktadır. 

Okullarda öğrencilerin cumaya gitmeleri, kılık kıyafetleri kameralar eşliğinde takip edildi. Gün geçmiyor ki diye başlayan cümlelerle Uğur Dündar, Fatih Altaylı ve benzeri TV sunucuları akşam haberleri için meze topladı. İnsanlar, en temel ibadetleri olan namazı özellikle kamusal alanda kılamaz hale geldi. 

Rahmetli Turgut Özal bir açıklamasında diyor ki :
"Başbakan Yardımcılığı makam odamın içerisinde, tuvalet kapısı var. Tuvalet kapısı direkt tuvalete açılmıyor. İki metrelik bir koridor var. Kapının arkasında da benim dürülü seccadem var. Ben orada namazımı kılıyorum. Elimi de lavaboda ıslatıyorum, elimi yüzüme sürüyorum ki, tuvaletten çıkmış gibi görüneyim. Kimse, bana Allah kabul etsin demiyor."

Allah aşkına uğruna şehitler verdiğimiz değerlerimizden biri olan namazı neden tuvalet koridorunda kılmak zorunda kaldı Sn Özal. 

Kuran Kurslarımız neredeyse kapanmak üzereydi. İmam Hatip liselerine bir dönem sınavla öğrenci alınırken, öyle bir döneme gelindi ki öğretmenler kapı kapı dolaşıp öğrenci kaydetmek için millete yalvardı resmen. 

Yurt dışında İslami ilimler tahsil eden öğrencilerin diplomalarını iptal edilip yıllarca emek verdikleri, döktükleri alın terlerini, çürüttükleri dirseklerini ve geleceklerini bu zihniyet gözlerini karartarak bitirdiler. 

Sadece bunlar mı tabi ki hayır. Benim en yakın dostum ağabeyim çocuğunun ismini Konsoloslukta Enes diye yazdıramadı, Fatih koymak zorunda kaldı. İçeri bile alınmıyorduk, adam yerine konulmuyorduk. 

Bu sene Ramazan için Yurt dışına gittim. Bayram sabahı baş konsolos Camiimize geldi bizi uğurlamak için. Bizden selam götürün memlekete dedi. O zaman ile bu zaman aradaki farkı görün diye yazdım. 

Son yirmi yılda Müslümanlar öyle imkanlara kavuştu ki, Montaigne'nin dediği gibi bunların olmasının ne anlama geldiğini fark etmek için ruh lazım. Ruhu ölmüşlere bunları anlatamıyoruz maalesef. 

Bu Musibetleri hiç yaşamamış, bu ülkenin sağduyulu insanları olarak kendimizi o imtihanlarla hiç sınanmamış olarak kabul edebilir miyiz. 

Bu gün geldiğimiz noktada ruhu ölmüş kimselere göre çok daha metanetli, sabırlı, dirençli ve güçlü olmak zorundayız. 

Bilinen bir hakikattir ki, bir nimet şükrü eda edilmediği yerde durmaz, Allah onu alır. 

Biz görevimizi yaptık. Hatırlattık. Umarız ki faydası olur. "Alanlar için öğüt vermeye devam et, zira öğüt inananlara fayda verir". Zariyat 55

Son olarak yazılarımızdan memnun kalmayıp yüzünü ekşiten, biraz ileri gidip aba altından sopa gösterenlere şunu hatırlatayım. 

Kimsenin ihsanına güvenerek yol yürümüyoruz ki, parmak sallamanızdan tırsarak yolumuzdan vazgeçelim. 

Peygamberimiz sav ne güzel buyurmuş ;
“Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64)

Sevindiğimiz anlarda şükrederiz, üzülürsek Rabbimize sığınır sabrederiz. 
Rabbimiz bizleri âfiyetten ayırmasın, zor imtihanlarla karşılaştırmasın.

Hayırlı Cumalar diliyorum, CUMA'nın anlamını idrak edebilenlere...

Bu yazı toplam 538 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113