Bir paylaşımda enteresan yaşanmış bir hayat hikayesi okudum. Adam günlük hayatında yaşadığı ilginç bir olayı paylaşmış.
Bir gün televizyonu arızalanmış ve televizyoncuya götürmüş. Aradan bir saat geçtikten sonra, ana kart tamiri yapılması gerekiyor diyerek 9 bin tl ücret istemiş.
Adamda televizyonu alıp başka bir televizyon tamircisine götürmüş. Ertesi gün tamirci aramış ve panel de arıza var, 7 bin tl ücreti tutar demiş.
Televizyonu ordan da almış, başka bir tamirciye götürmüş. Tamirci sorunun ne olduğunu sormuş oda problemi anlatmış, başından geçenleri de sıralamış.
Dur hemen bakalım demiş ve bir çay söylemiş. Adam daha çayını bitirmeden, abi küçük bir parça değişmesi gerekiyordu hallettim 250 tl ver yeter demiş.
Buraya kadar anlatılanlar basit bir “televizyon tamiri” hikâyesi değil; bu, ahlâkın arıza verdiği bir toplum fotoğrafıdır.
Aynı arıza…
Aynı televizyon…
Ama üç farklı teşhis, üç farklı fiyat…
Biri 9 bin diyor, diğeri 7 bin…
Sonuncusu ise çay bitmeden 250 TL ye işi bitiriyor.
İşte bütün mesele tamda burada başlıyor.
Bu ülkenin ekonomisini bozan sadece faiz, döviz, enflasyon değildir.
Bu ülkenin belini büken asıl şey vicdan yaralanması, AHLAKSIZLIK enflasyonudur.
Bir insan, fırsatını bulup müşterisini soymayı kendine kâr sayıyorsa; o dükkânda arızalı olan televizyon değil, ahlâktır.
Peki bu tür ahlâksızlıkla nasıl mücadele edeceğiz?
Önce kendimizden başlayarak.
“Kimse görmez” değil, “Allah görüyor” şuuruyla hareket ederek
Az kazanıp huzurlu yaşamayı, haramla çok kazanıp yaşamaya tercih ederek.
“Nasıl çok kazanılır”dan önce “nasıl iyi insan olunur”u öğrenerek.
Bir toplumda 250 TL’ye işi çözen bir adam varsa, o toplum hâlâ ayaktadır. Ama 250 tl lik bir iş için 7000 tl isteyenler çoğalırsa o toplum batar.
Anlayacağınız, Ahlâk düzelmeden ekonomi düzelmez...




























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.