Yine bir Cuma…
Her zaman olduğu gibi dostlarımızla Cuma Bayramı'nı kutladık. Erken gidip camide, namaz öncesi yapılan sohbeti dinledik.
Ezan okundu…
Saflar sıklaştı…
Namaz kılındı…
Hutbe irad edildi…
Derken o, artık ezberlediğimiz anons yapıldı:
"Muhterem cemaatimiz, camimizin ihtiyaçlarının karşılanması için Cuma namazı çıkışında yardımlarınızı bekliyoruz. Unutmayın, elinizle verdiğiniz sizinle ahirete gider."
Evet…
Yine tam damardan girdiniz.
Ama benim de yüreğime başka bir şey saplandı.
Yaklaşık üç aydır, belki de daha uzun zamandır aynı soruyu soruyorum.
Bu caminin şadırvanındaki iki engelli tuvaleti neden hâlâ eksik ve eksiklikleri neden giderilmez?
Defalarca yazdım.
Yetkililere dilekçeler verdim.
Köşe yazılarımda dile getirdim.
Ama değişen hiçbir şey olmadı.
Her hafta minberden "Pamuk eller cebe." deniliyor; fakat o eller, caminin yanı başındaki engelli kardeşlerinin ihtiyacına gelince nedense cebinden çıkmıyor.
Asıl acı olan da bu.
Ben yüzde 85 engelli bir vatandaşım.
Benden sadaka istemeden önce, bana insan onuruna yakışır bir tuvalet sunun.
Klozet kapağı olmayan engelli tuvaleti olur mu?
Çalışmayan taharet musluğu ile hangi engelli ihtiyacını giderebilir?
-1. katta bulunan tuvalete inen yaşlıların ve engellilerin tutunacağı bir korkuluk neden yok?
Bunlar lüks değil.
Bunlar gösteriş değil.
Bunlar insan olmanın gereğidir.
Bugün Sultanbeyli'nde internete baktığınızda 112 cami görüyorsunuz.
Peki bu camilerin kaçında gerçekten kullanılabilir bir engelli tuvaleti var?
Kaçında eksikler giderilmiş?
Kaçında yaşlıların güvenle inebileceği bir merdiven korkuluğu bulunuyor?
Bunu hiç merak ettiniz mi?
Sayın müftülerimiz…
Sayın imamlarımız…
Sayın müezzinlerimiz…
Lütfen sadece halılara, kubbelere ve minberlere bakmayın.
Bir gün de şadırvana inin.
Çeşmeler akıyor mu, bakın.
Musluklar çalışıyor mu, bakın.
Engelli tuvaletleri gerçekten kullanılabiliyor mu, bakın.
Çünkü caminin hizmeti sadece mihrapta değil; abdesthanede, tuvalette ve engelli vatandaşın rahatça kullanabildiği her alanda başlar.
Toplanan yardımların başka şehirlerdeki camilere, kurslara veya hayır işlerine gönderilmesine hiçbir itirazım yok.
Ancak aynı paradan küçücük bir kısmının, bir klozet kapağına, bir taharet musluğuna ya da bir tutunma aparatına harcanmaması vicdanımı yaralıyor.
İbadet sadece namaz kılmak değildir.
İbadet, Allah'ın evine gelen her kulun onurunu korumaktır.
Ve unutmayalım…
Engelliyi görmeyen bir anlayış, rahmeti de göremez.
Son sözüm şudur:
Eğer bu eksikleri yapmak istemiyorsanız, bunu açıkça söyleyin.
Çünkü bu milletin, Allah'ın evlerini ihya edecek; gökte yıldız, yerde aslan gibi yiğit evlatları vardır.
Yeter ki önlerine engel olmayın.
Selâm ve dua ile…



























