• BIST 13458.1
  • Altın 6174.48
  • Dolar 47.4686
  • Euro 54.7711
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 33 °C

BOSNA-HERSEK VE KUDÜS

Prof. Dr. Cahit Kurbanoğlu

2011 yılının haziran ayında, Üniversitelerarası Kurul toplantısı vesilesiyle bulunduğumuz Bosna-Hersek’te, toplantı dışındaki zamanlarda çevreyi tanımaya çalıştık. Bu esnada Mostar Köprüsü’nü, yeraltı havaalanına açılan Umut Tüneli’ni ve daha pek çok tarihi mekânı gezerek ibret dolu sahnelere şahitlik ettik.

2026 yılının nisan sonu mayıs başında Bosna-Hersek’e tertip edilen başka bir geziye iştirak ederek, aslen Bosnalı olan ve Türkiye’den oraya giden Necat isimli rehberimizin mihmandarlığında adım adım Bosna-Hersek’i yeniden tanımaya çalıştık. O zaman da anlatılmıştı, şimdi de gözler önüne seriliyor: Maalesef gayrimüslimlerin, işlerine geldiğinde nasıl kolayca bir bayrak altında toplanıp Müslümanları; çocuk, kadın, masum demeden katletme hırsı ve ittifakı içinde olduklarını Bosna-Hersek’te açıkça gördük.

Peki bununla neyi söylemek istiyorum? İslam âlemine sesleniyorum: Uyanın, kendinize gelin!

Evet, elbette bizler masumların katili değiliz, katil heveslisi hiç değiliz. Bizim tebliğimize karşı çıkıp hayat hakkı tanımayanlar dışında insanları katletme eğiliminde olmayız; kadınlara ve çocuklara asla dokunmayız, dokunmadık ve bundan sonra da dokunmayız. Ancak özellikle bilmemiz gereken hakikat şudur: Dinimizde zorlama yoktur. Biz akla hitap ederiz, iradeyi elden almayız; hidayetin Cenâb-ı Allah’a mahsus olduğunu biliriz.

Burada özellikle üzerinde durmak istediğim konu şudur: Bosna Direniş Komutanı Harun Hodzic diyor ki: "Maalesef Sırplar ve Hırvatlar fırsat buldukça dindaşlarımızı, vatandaşlarımızı ve kandaşlarımızı insafsızca, merhametsizce, canavarca katlettiler. Nasıl mı? Akşamleyin Bosna-Hersekli Müslümanların yemek ikram ettiği Hırvatlar, o yemeği yedikleri evlerin kadınlarını ve çocuklarını gece sabaha karşı katlettiler." Bunu tahmin etmek mümkün müdür? Hangi insaniyete sığar?

Ne yazık ki benzer bir merhametsizlik bugün Yahudi zulmüyle yaşanıyor. Büyük-küçük, kadın-çocuk demeden yapılan bu katliamlar bütün dünya tarafından izleniyor. Şimdi soruyorum: Eğer bu yapılanların milyonda birini Müslümanlar yapsaydı; gayrimüslimler, Batı dünyası veya malum çevreler ne yapardı? Bir düşünebiliyor musunuz? Her türlü imkânlarını ortaya koyup en sert şekilde müdahale ederlerdi.

Peki şimdi ey İslam âlemi, size soruyorum:

"İnnemel mü'minûne ihvetun" (Hucurât Suresi 10. ayette) yani "Müminler ancak kardeştir"buyrulmuyor mu? Senin kardeşini, kardeşinin çocuğunu, eşini, masumları ve sahipsizleri dünyanın gözü önünde katlediyorlar. Sen bunu görüyorsun ama 2 milyara yakın nüfusu olan İslam âlemi olarak bu vicdansızlık karşında bir araya gelemiyorsun.

Müslümanlık bu mudur? İslam bu mudur? Kur’an bunu mu emrediyor?

Anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki hepsini ifade etmekte aciz kalıyorum. Fakat Komutan Hodzic’in şu anlattığı hatıra çok manidardır:

Sırplar ve Hırvatlar içten ve dıştan bizi kuşattığı bir anda, kurtuluş için havaalanına uzanan 800 metre uzunluğunda bir yeraltı tüneli yaptık. Bu tünelle kuşatma altındaki Müslümanları kurtarmayı planlıyorduk. O esnada bize destek olmak için 15 genç geldi. Henüz silah tutmayı bile tam bilmeyen, bazıları 15 yaşındaki bu gençleri görünce "Allah Allah, biz bu gençlerle düşmana karşı ne yapacağız? Bu İslam âlemi nerede, neden yardım etmiyor?" diye düşündük. Sonra gençlere sorduk: "Nereden geldiniz?""Türkiye’den" dediler. "Ne için geldiniz?" "Size yardım için. Türkiye’deki hanımlar, gençler, aileler ziynetlerini, altınlarını verdiler; onları toplayıp geldik. Biz de sizin saflarınızda düşmana karşı savaşmaya geldik."

Türkiye’den böyle bir maddi ve manevi desteğin arkamızda olduğunu öğrendiğimiz an, sanki bütün dünya arkamızdaymış gibi büyük bir güç aldık. "Biz bu inançla dünyaya meydan okuruz" dedik. O gençlerin gelişiyle Sırplara ve Hırvatlara karşı nasıl bir ruhla direndiğimizi tarif etmek imkânsızdır.

Demek ki birlikten kuvvet doğuyor. Demek ki arkamızda Müslüman kardeşlerimizi hissedince korku kalmıyor.

Ey İslam âlemi! Allah için bir araya gelin. Siyonistlerin Kudüs’te ve Gazze’de; İslam düşmanlarının Myanmar’da, Doğu Türkistan’da ve dünyanın birçok yerinde uyguladığı vicdansızca kuşatmalara ve katliamlara karşı artık kenetlenin. Müslümanlar bir araya gelip güç oluşturduğunda kimse masumları katletmeye cüret edemeyecektir. Burada kastettiğim mutlak bir kıyım değil; hakkın ve adaletin gücüyle zulme dur demektir. Zulüm ile abad olunmaz! Onlar bu vicdansızlığın karşılığını elbet göreceklerdir; bundan hiç şüphem yoktur. Yeter ki siz uyanın, birlik olun. Sizin birliğiniz düşmanı püskürtmeye yetecektir.

Komutanın yaşadığı bir mucizevi olayı da aktarmadan geçemeyeceğim:

Kuşatma sırasında Sırplar tam kendisini yakalayacakken, görünmemesi imkânsız olan ince bir dalın arkasına saklanır ve Yâsîn Suresi’nin 9. ayetini okumaya başlar. Rabbim onu düşmanın gözünden gizler ve onu göremezler. Ayet-i kerimede mealen şöyle buyrulur:

"Biz, onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çekip gözlerini perdeledik. Artık görmezler."

Nitekim Âkif’in dediği gibi:

“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.”

İstiklal Şairimiz, Batı’nın askeri ve teknolojik gücüne karşı inançlı bir yüreğin aşılmaz bir kale olduğunu haykırmaktadır.

Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in şu sözünü de kulağımıza küpe yapmakta fayda var:

"Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir."

Ve Üstad Bediüzzaman’nın sözleri ve müjdesi ile bitirelim:

“Ne mümkün zulm (haksızlık, işkence) ile bîdâd (adaletsizlik, hakkını yeme) ile imha-yı hakikat (sadakat ve doğruluğu yok etmek, yıkmak)

  Çalış, kalbi (yüreği, gönülü) kaldır, muktedirsen (güçlü isen) âdemiyetten (insanlıktan). 

 veyahut: 

  Ne mümkün zulm (haksızlık, işkence) ile bîdâd (adaletsizlik, hakkını yeme) ile imha-yı fazilet (meziyet ve iyilikleri yok etmek, yıkmak)

  Çalış, vicdanı (İnsanda iyiyi kötüden ayırt edebilen ve iyilikten lezzet alan ve kötülükten acı duyan çok güçlü ve değerli manevî hissi) kaldır, muktedirsen (güçlü isen) âdemiyetten (insanlıktan).”  RN-Lem'alar/200

“Evet, ümitvar olunuz; şu istikbal inkılabı içinde en yüksek gür sadâ, İslâm'ın sadâsı olacaktır!”  RN-Tarihçe-i Hayat/128

“Rahmet-i İlahiyeden ümit kesilmez. Çünkü Cenab-ı Hak, bin seneden beri Kur'an'ın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatini, muvakkat arızalarla inşâallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve vazifesini idame ettirir…”  

RN-Mektubat/360

Yeter ki biz bu rahmet ve kudrete münasip bir kul ve ümmet olalım. İnşallah gelecek İslam’ındır ve o gelecekte İslam’ın şanlı sembolleri yeniden eski değerini kazanacaktır...

Bu yazı toplam 56 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113