Sosyal medya hayatımıza büyük imkânlar sundu. Dünyanın öbür ucundaki insanla iletişim kurabiliyor, düşüncelerimizi binlerce kişiye ulaştırabiliyor, bilgiye birkaç saniyede erişebiliyoruz. Ancak her imkân gibi sosyal medyanın da nasıl kullanıldığı büyük önem taşıyor.
Bugün zaman zaman insanın görünür olma isteğinin, sahip olduğu değerlerin önüne geçtiğine şahit oluyoruz.
Daha fazla izlenmek, daha çok beğeni almak, takipçi sayısını artırmak uğruna insanın mahremiyetini, aile hayatını, saygıyı ve hatta milli ve manevi değerleri ikinci plana attığı paylaşımlar karşımıza çıkabiliyor.
Oysa bir beğeni birkaç saniye sürer; bir değer ise nesiller boyunca yaşar.
Bir insanın ailesiyle yaşadığı özel bir anı, sadece daha fazla etkileşim almak için milyonların önüne koyması; mahremiyetin ne kadar kolay tüketilebilir hâle geldiğini gösteriyor. Aynı şekilde toplumun ortak hassasiyetlerini, milli ve manevi değerlerini sırf dikkat çekmek için hafife alan veya alay konusu yapan içerikler de bize önemli bir sorumluluğu hatırlatıyor.
Elbette sosyal medya özgür bir ifade alanıdır. Farklı düşünceler dile getirilebilir, eleştiriler yapılabilir. Ancak özgürlük, değerlerimizi yok sayma hakkı değildir.
Çünkü insanı insan yapan sadece söyledikleri değil, neyi korumayı bildiğidir.
Aile, bizim en güçlü bağımızdır. Milli ve manevi değerler ise toplumun hafızasıdır. Geçmişten geleceğe taşıdığımız bu değerleri birkaç saniyelik bir video veya birkaç yüz beğeni uğruna değersizleştirmek, aslında kaybın ne olduğunu görememektir.
Bugün beğeni uğruna paylaştığımız bir içerik yarın unutulabilir. Fakat çocuklarımızın ve gençlerimizin o içerikten alacağı mesaj kalıcı olabilir.
Bu nedenle sosyal medyada paylaşım yapmadan önce kendimize yalnızca “Kaç kişi beğenir?” diye değil;
“Bu paylaşım bana yakışıyor mu?”
“Aileme, toplumuma ve değerlerime karşı sorumluluğumu yansıtıyor mu?”
diye de sormalıyız.
Çünkü insanın itibarı, takipçi sayısından; değeri ise aldığı beğeniden daha büyüktür.
Sosyal medyada daha çok görünmek isteyebiliriz. Daha fazla takipçi de kazanabiliriz. Ancak bütün bunları yaparken kim olduğumuzu unutmamalıyız.
Zira bir toplumun değerleri, yalnızca kitaplarda ve törenlerde değil; günlük hayatın içinde, davranışlarında ve bugün olduğu gibi dijital dünyada da yaşatılır.
Beğeni geçicidir, değer kalıcıdır.
Bu yüzden sosyal medyada etkileşim kazanmak için değerlerimizden vazgeçmeyelim.
Çünkü kaybettiğimiz bir beğeniyi yeniden kazanabiliriz; fakat kaybettiğimiz bir değeri yeniden inşa etmek çok daha zordur.




























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.