• BIST 14559.68
  • Altın 7176.4
  • Dolar 48.0803
  • Euro 56.1067
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 30 °C

ÖNLÜK MESELESİ

Talat Yavuz

Başörtüsü yasağından önlük mecburiyetine, kırk yıllık kavganın kaybedeni hep öğretmenler oldu. Keşke yasaklar koyarak veya emirler vererek köklü bir problemin çözülemeyeceğini anlayabilseydik. Anlayabilseydik ve çözümü ideolojik kavgalarda değil, pedagojik ilkelerde arayabilseydik.

Öğretmen rol modeldir. Öğrenciler, okul öncesinden ergenlik sonrasına kadar hayatlarının en korumasız, en hassas dönemlerini öğretmenleriyle yaşarlar. Taklit eder, örnek alır, etkilenir ve şekillenirler. Bu durum, öğretmene çok büyük bir mesuliyet yükler. Bu aşamada konuşulması gereken öğrencinin hakları ve öğretmenin sorumluluklarıdır. Bugün çocuklarımız dijital ortamların, sapkın akımların ve kontrolsüz sosyal medyanın saldırısı altındadır. ABD’de birçok eyalet, çocukları korumadıkları gerekçesiyle meta şirketine dava açıyorlar.

Rusya’da aileler çocuklarını sapkınlıklardan korumak için kiliseden yardım istiyor. Geçen yıl Maraş ve Urfa’da yaşadığımız üzücü olayların arka planını iyi irdelememiz gerekiyor

. Son yıllarda cadde ve sokağımızda, her kesimden insanı rahatsız eden bir çıplaklık furyasına, dijital ortamı kontrol edecek her düzenlemeye özgürlük gerekçesiyle yapılan itiraza ve en hayati meselelerde bile siyasi kutuplaşmanın kör kavgasına şahitlik ediyoruz. Böylesine riskleri barındıran bir dönemde, haklı olarak öğretmenlerden savrulması değil örnek olması, güzel giyinmesi ve kimseyi rahatsız etmemesi bekleniyor.

Okullarımıza yansıyan, çocuklarımızı ve geleceğimizi tehdit eden bu olumsuzluklarla mücadelede en büyük rol biz öğretmenlere düşmektedir. Ancak bir gerçeğimiz var ki son yıllarda okullarımızdan az da olsa olumsuz, anlamakta zorlandığımız, öğretmen rolüne yakışmayan aşırı giyimler, tıraşlar vs. yansıyor. Çoğu zaman da bu aşırılıklar, bizim serbest kıyafet eylem kararımıza bağlanıyor.

Sendikamızın eylem kararının hangi şartlarda, hangi gerekçelerle, hangi toplumsal yaranın tedavisi için alındığını herkes çok biliyor. Bizim eylem kararımız, öğrencilerimizin beden ve ruh sağlığını tehdit eden aşırılıklara önlem almanın önünde engel değildir. Tam aksine insana yakışan bir giyim kuşam kavgasıdır. Bugün yaşanan, her okulda, kadın veya erkek üç beş öğretmenin özensizliğidir. Yapılması gereken, bütün öğretmenlere önlük giyme mecburiyeti getirmek değil, aşırılıklara önlem almaktır. Mesele önlük giymek değil pedagojik ilkelere uygun giyinmektir. Unutmayalım ki herkes önlük giyse bile problem devam edebilir. Hikâyeyi en başından beri biliyor ve MEB genelgesinin neyi amaçladığını anlıyoruz.

Bakanlığın, önlük giymeyen ancak “öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu, öğrencilere örnek olma niteliğini, mesleğin vakarını, kamu hizmetinin ciddiyetini ve toplumsal hassasiyetleri” dikkate alan öğretmenlerimizle probleminin olacağını zannetmiyorum.. Kaygımız, sınırları zorlayan giyim kuşamı önlükle düzelteyim derken, kraldan daha kralcı bazı yöneticilerin, sorumluluk sahibi birçok öğretmeni küstürecek uygulamalarına şahit olmaktır.

Daha ortada genelge yokken bile bunun işaretleri geliyordu. Genelge bu anlamda bir probleme işaret ediyor ve bir çözüm öneriyor, işi abartmadan herkesin sorumlu ve duyarlı davranması gerekmektedir. Bakanlık, genelge ile önemli bir yol haritasını ortaya koymuştur. Önlük maddesinin, diğer önemli maddeleri gölgede bırakması talihsizlik olacaktır. 2026-2027 öğretim yılı tartışmaların, çözüme gitmeyen kavgaların ve gereksiz hukuki süreçlerin gölgesinde kalmasın. Mesele önlük meselesi değildir.

Bu yazı toplam 63 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113