• BIST 1.410
  • Altın 496,178
  • Dolar 8,6458
  • Euro 10,3181
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 14 °C

Dünden bugüne neler değişti?

Sebahat Çakır

Gelişim adı altında modernleşirken, bu modernleşmenin değişmez değerlerimizi mutasyona uğramaması sonucunda kültürel ve genetik şifremizi tehlikeye sokup sokmadığının düşünülmesi gerekmez mi? Gelişim-değişim arasındaki ince çizgi ayırt edilebilmeli. Gelişime, değişime ve çağın yeniliklerine ayak uydururken taşınmaz değerlerimizin olduğu göz ardı edilmemeli, vazgeçilmezlerimizin altı koyu çizgi ile çizilmeli. Hatta bugüne kadar üstü çizilmiş, kelime dağarcığımızın tavan arasına mahkûm edilmiş terim ve ifadeleri hak ettikleri anlamlarıyla birlikte zengin dilimizde yerini almasına fırsat tanınmalı. Zira bir toplumda kullanılan dil aynı zamanda düşünce dünyamızın yaşamımıza bir yansıması olduğunu varsayarsak:

 Acaba söylediklerimizin ne anlama geldiğini hiç analiz ettik mi?

 Yoksa bir alışılagelmişlik mi?

 Ya da birilerinin dilimizi dilim dilim etmesinin bir sonucu mu?

Dilimiz dilimlenirken aynı zamanda tarih ve kültürel caymalarımızın da lime lime edildiği gerçeği, müthiş bir katliam neslinin kurbanları olduğumuzu haykırıyor. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da düşünme ve analiz sinir uçları alınmış gibi duyarsız, gamsız ve kaygısız bir toplum mu oluverdik?

               Analarımıza "Anne" diyerek kibarlaşırken, kadınlarımıza niye "Bayan" kelimesini modernleşme adına yapıştırdık? Oysa bayan bir cinsiyet bile ifade etmezken, sadece çağdaşlaşma adı altında Türkçe olduğu zannedilerek Hristiyan aleminde kullanılan madam, matmazel, lady yerine dilimize girmiştir. Birçok feminist düşüncenin de karşı çıkmasına rağmen, ne eski Türkçede ne yeni Türkçede, hatta Türkçenin hiçbir evresinde bayan kelimesine rastlanmazken nasıl da gelip dilimize yerleşti? Kaynaklarda geçen ilk Uygur kağanın oğlu "Bayan Kağan’dır ki o da erkektir. Bay kelimesinden türetilerek yapıldığını düşünürsek, "bay" kelimesi zenginlik, şan ve mal anlamına gelirken, -an eki; eksilten, azaltan yok eden anlamları taşıdığından bir nevi kadına kaşık düşmanı muamelesini reva görür. Yeni Türkçede ele alırsak: "bay", baymak fiilinden gelen, bayma işini yapan (bayan) bıktırıp, usandıran sıfatı yaftalayarak ne kadar da modern oldu acaba...

               Hâlbuki ki kadın insandır, bireydir, güçlüdür. Bayan ise bir hitap sözüdür. Kişiliği yoktur. Objedir, süstür. Ne hikmetse modern giyimli, süslü olunca "bayan". Evini erini çekip çeviren dünyanın kahrını sırtlanan çilekeş ise "kadın" ismini alıyor ki, ana oluyor hatun oluyor. Hatun demişken... Bu kelime de dilimizdeki hicretini tamamlamak üzere. Hatun: Yüksek makamdaki kadınlara ve hakan eşlerine verilen bu ünvan, bizim kadınlarımıza çok mu görüldü? Avrat kelimesini ise söylemekten bile utanır olduk. Türkçemizde argo gibi algılanır oldu. Oysaki olgun ve kemale ermiş kadın anlamı taşır. Arapçada setr-u avret tabiri örtünülmesi gereken mahrem yerlere denir ki kadının örtünüp saklanılması gerekliliği düşüncesiyle kadına da "avrat" denilmiştir.

     "Avrat var arpa unundan aş yapar, avrat var buğday unundan keş yapar" (*keş: yoğurt ve yarma ile yapılan pek itibar görmeyen yemek türü)

               Aş yapmak yerine internetten sipariş vermeyi tercih eden, tesettürü moda trendlerine göre tasarlar durumdaki nesil ve avrat terimi pek de uyuşmuyor. Dilimizle birlikte dinimiz de bu değişimden nasibini almış gibi gözüküyor.

               En ulvi değerlerimizin arasında olan aile ve aile bireyleri için kullanılan terimlere göz attığımızda da ne tür çarpık yaptırımlara maruz bırakıldığımız gözlemlenebilir. Önceden nikah akdi ile yuva kuranlara karı-koca denirdi. Şimdi ise "eş" deniliyor, peki neden? Bir erkek hayat arkadaşına neden "karım" demiyor? Acaba bu evlilikle çoluk-çocuk sahibi olup nesebini ve nüfusunu arttırarak kârını mı kabul etmiyor? Aile olmanın beraberinde gelen sorumluluk yükünün bir kısmını karısına devretmedeki psikolojik ve fiziksel rahatlamanın kârını görmezden mi geliyor?

             Peki kadın "kocam" demekten neden erinir?

               Koca: kutlu, büyük, ulu, yüksek anlamları taşıdığından mı yoksa hayat arkadaşına kocam diyerek onu ululayıp yüceltmek kadın-erkek eşitliğini bozduğu düşüncesine kapıldığından mı?

               Karı-koca yerine modernleşme adına dilimizde yaygınlaşan "eş" ifadesine bakalım. Türk Dil Kurumu'nun bu kelimeye verdiği anlam nedir? Türk Dil Kurumu'na göre eş; "Birbirinin aynı olan, birbirine çok benzeyen, birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvanlardan her biri(kuma-ortak), birbirine düşman kimseler. İnsan ve hayvanlarda doğum sonrası gelen etsi madde, son, etene. Nazır, benzer, şerik (ortak) . "

               Sözlük anlamı böyle olan  "eş" kelimesi, "Karı-Koca’nın" yerini alacak doğru terim olduğu ne kadar doğru? Belki de ne fiziksel ne de ruhsal bakımdan birbirlerinin eşi ve aynısı olmayan çiftlerin birbirlerine eş gibi muamele etmeleri veya beklentilerinin bu doğrultuda olmasından kaynaklanan ciddi bir sorunla karşı karşıyayızdır.

               Eğer karı-kocalar eş olmadıklarını fark edip, farklılıklarını bir kusur olarak değil de bu farklılığın evlilikteki olumlu etkilerini idrak edebilse, durum çok daha farklı olabilir. Aynı evlilikte olduğu gibi sosyal yaşantımızda da aynı şekildedir.

Çünkü Allahu Teâlâ C.C insanı ekmel, ahsen ve mükemmel vasıflarla yarattığını ifade eder. Farklılık olarak görünenler kusur ve nakışlık olarak algılanmamalı. Bilakis fıtri bir ilahi nizam olarak değerlendirilmeli. Böylece eşitlik adı altında yapılan adaletsiz tutum ve davranışlar da en asgariye inebilir. Karı-kocanın birbirlerinden beklediği sorumluluklar fıtratı dahilinde olursa elbette ünsiyet hasıl olur. Sevgi ve saygı alışverişi kazançlı bir hale dönüşüp muhabbet sermayesi günden güne katlanır. Tercih siz kıymetli okurların olmakla beraber, kadının ve erkeğin birbirlerine göstereceği hürmet ve saygı sonucunda kaybedeceği hiçbir şey olmadığı kanısındayım. Tabi bu kişinin saygıya layık mı değil mi konusunu hiç tartışmayalım. Zira layık olmayan birine gösterilen itibar örnek teşkil ettiğimiz çocuklarımız ve sosyal çevremizde kabul görecek erdemli bir tutum olduğundan hiç şüpheniz olmasın. Toplumsal gelişimin ilerleme sürecinde en büyük katkı olumlu, uyumlu ve maksadı ekseninden kaymamış, sağlam temeller ile inşa edilen bir aile yapısı oldukça önemlidir. Dünya değişse de değerlerimiz baki, duygularımız safi kalsın.  Selamla…

 

Bu yazı toplam 1962 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113