• BIST 9693.46
  • Altın 2496.161
  • Dolar 32.4971
  • Euro 34.5977
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 9 °C

RIZIK ENDİŞESİ

Ali Kara

İnsanların zihnini, endîşe ve korkuya sürükleyen konulardan birisi de rızık meselesidir.

Rızık, insanın ana rahmine düşmesi ile başlar, kader sicilindeki kayıtlara uygun olarak ecele kadar devam eder. Dünyaya ait rızkın bitim noktasına da ecel denilmektedir. Rızık ile ilgili bir ayette:

“Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca AIlâh’ın üzerinedir.”Buyrulmuştur. (Hûd Suresi 11/ 6)

Başka bir ayette ise:

 “Nice canlı var ki rızıklarını kendileri taşıyamaz (temin edemez.) Ama onları da sizi de rızıklandıran Allâh’tır.” Denilmektedir. (Ankebût Suresi 29/ 60)

Yeryüzündeki rızkın biteceğini düşünen insanlara hitap eden ayette de: 

“Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Onun bitip tükeneceği yoktur.” Buyrulmuştur. (Sâd,Suresi 38/ 54)

Kanaat yoksulu insanlar, zengin de olsa, huzursuz ve sıkıntı içinde yaşarlar. Efendimiz(s.a.v.) böyle insanları tarif ederken:

“İnsanoğlunun bir vâdi dolusu altını olsa, bir vâdi daha ister. Onun gözünü topraktan başka bir şey doyurmaz.”Buyurmuştur. (Buhârî, Rikâk, Müslim, Zekât) 

Mevcut rızkına razı olan insanların hayatı güzelleşir ve mutlu yaşarlar.  Çünkü Yüce Allah(c.c.) herkese bol rızık verecek diye bir kural yoktur. Bu durumu belirten ayette:

“Dilediğine rızkı bol verir, dilediğinden de kısar. O, her şeyi bilendir.” Buyrulmuştur. (Şûrâ Suresi 42/12) 

Yani darlık ve sefalet içinde yaşayan insanların da takdire boyun eğmesi gerekir. Ben neden filancalar gibi yaşamıyorum şeklinde bir itiraz, isyanın başlangıcı demektir.

Her insan için takdir ve tayin edilen rızık, mutlak o kişiyi bulacaktır. Ancak her canlı rızkını aramakla mükelleftir. Mademki rızkım beni bulacak, öyle ise yan gelir yatarım demek, imana uygun değildir. Mümin, alan el değil veren el olmak için çalışmak ve helalinden kazanmaya bakmak zorundadır. Çünkü rızık için helal olan işlerde çalışmak ibadettir.

Mümin çalışması sayesinde kazandıklarını da Allah'ın bir ihsanı ve ikramı olarak kabul etmek zorundadır. Ayet-i kerimede:

“Doğrusu, insan için kendi çalışmasından (gayretinin neticesinden) başka bir şey yoktur.” Buyrulmuştur. (Necm, 53/39) 

Ancak kişi ben çalıştım ben kazandım derse, o zaman Karunlaşmış olur. Ben çalıştım, Rabbim verdi diyecektir. İmana uygun olan da budur.  

İnsanoğlu bazen aklının ayarlarını bozar, tevekkülü kaybeder. Rızık endişesi yüzünden manevi hayatı erteleyen insanların arasına katılır. Mesela:

Bazı insanlar emekli olduktan sonra hacce gitmeyi, Kur’an öğrenmeyi ve ibadet etmeyi planlar. Kısır döngüye sıkışan ebeveynler de çocuklarını aynı çıkmaza sürüklerler. Okulunu bitirsin maddi güvencesi ve mesleği olsun düşüncesiyle din eğitimi ve ibadet üzerinde durmazlar. 

Çocuklar okulu bitirip en yüksek makama da gelebilir. O zaman dini hayat kaybolmuş, onun yerini, rızık endişesine dayalı dünya meşgalesi alabilir.

Yani dünyada rızık endişesini çözmek için uğraşırken, arkaya dönüp baktığımız da, boşa kürek çektiğimizi anlamış oluruz. Dünyaya olan tamahkârlığımızın nasibimizi artırmadığını bilakis, musibetlerin fitilini ateşlediğini görürüz. Çünkü rızık hesapla değil, nasiple elde edilir

Çocuklar dünya ve ahiret değerini ebeveynlerinden öğrenirler. Anne-baba dünya kaygısıyla dolu olursa, çocuk da rızık uğruna her şeyi feda edebileceğini aklına yerleştirir. Rızk endişesiyle yetişen çocuklar, iman konusunda dik durma yeteneklerini de kaybetmiş olurlar.  

Aslında Yüce Rabbimiz hiçbir kulunu aç bırakmaz. Bundan dolayı endişeye kapılmak iman zafiyetini gösterir. Zira hadis-i şerifte:

            “Cibrili emin bana, rızkını tamamlamadan hiçbir nefis ölmeyecektir diye haber verdi.  Buyurulmaktadır. (Heysemi M.Zevaid)

Müminler muhakkak bazı imtihanlardan geçeceklerdir. Zira ayet-i kerimede:

“Sizi biraz korku, biraz açlık ve biraz mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”Buyrulmaktadır. (BakaraSuresi 2/ 155) 

Yani müminler dünyada mutlaka imtihandan geçecek, ama sabredenler için arkasından güzellikler gelecektir. 

Sahabe-i kiramın hayatına baktığımızda, onların dinleri uğruna boykota, hicrete, savaşa ve yoksulluğa katlandıklarını, onun ardından da zaferlere ve ganimetlere kavuştuklarını görüyoruz. 

İnsanların imtihanları değişiktir. Kimi hayatın başında, kimi sonunda sınava tabi tutulur. Kimi yoksulluk çeker, kimi varlık içerisinde, dünyanın tadını alamaz. Kiminin derdi yok, ama ailesinde huzur da yoktur.

Yüksek tahsil görmek veya sınırsız mala sahip olmak, kişiyi bu sınavdan kurtarmaz. 

Mümin rızık konusunda mütevekkil olmalıdır. Yani gerektiğinde aza kanaat etmeyi, helal sınırlar içinde kalmayı, ahiret için dünyanın pırıltısından vazgeçmeyi göze alabilmelidir. O zaman mutlu bir hayatı yaşamış olacaktır. 

Bu yazı toplam 538 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113