• BIST 1.410
  • Altın 495,751
  • Dolar 8,6458
  • Euro 10,3181
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 15 °C

ORTAYA KARIŞIK!

Cemal Kapan

Malum 4 No’ lu Şubemizin seçimleri yaklaştı. Sonuç ne olursa olsun üyelerimizin kazandığını düşünüyorum. İki aday da hiç olmadığı kadar okullara gittiler, kendilerini anlattılar, üyelerini dinlediler. Bazen aynı okula 3 defa gidildiğine, sadece müdür odasına değil öğretmenler odasına girildiğini de sık gözlemledik. Şimdi sizlere bu gezilerde şahit olduğum birkaç sorundan bahsedeceğim.

İlk sorun anasınıfı öğretmenlerimizin. Okul öncesi öğretmenleri 5 saat kesintisiz bir şekilde hiçbir teneffüsü, dinlenme anı olmadan, kendi zaruri ihtiyaçlarını bile görebilecekleri bir süre olmadan ders yapmaktadırlar.

Tuvalet ihtiyacı ya da herhangi bir idari iş için bile dışarı çıksa sınıftaki her türlü kaza ve sorun için mesul tutulmaları, psikolojik baskı altında olmalarına neden olmaktadır. Bütün eğitim kademelerinde 40 dakikalık ders süresi ve 10 dakikalık teneffüs süreleri varken, okul öncesi eğitimde bir ders saati 50 dakika olması ciddi bir sorundur. Örneğin haftada 30 saat derse giren bir ortaokulu öğretmeni günlük  (6x40 dakikadan 240 dakika) derse giriyorsa, okul öncesi öğretmeni ise 6x50 dakikadan 300 dakika derse giriyor. Bu durumda haksızlık olmaması için ya mola hakkı verilmeli ya da çalıştıkları fazla sürenin ek dersini yıpranma payı olarak alabilmelilerdir.

Yönetmeliğe göre sınıf mevcutları 25 kişiye kadar oluşturulabiliyor. Takdir ederseniz ki tamamı oyun çağında olan bu kadar çocuğa aynı ortamda bir öğretmenin eğitim vermesi oldukça zordur. Sınıf mevcutlarının düşürülmesi birinci hedef olması gerekirken bunun mümkün olmadığı durumlarda ise öğretmenlerin sayılarının artırılması veya öğretmene bir yardımcı görevlendirilmesi çözüm önerisi olarak sunulabilir.

Başka bir sorun Okul öncesi eğitim içinde kaynak kitap devlet tarafından bastırılmalı ve bakanlıkça ücretsiz dağıtılmalıdır. Özel yayın evlerinin hazırladığı kaynaklar ise ya çok pahalı ya da yetersizdir. Ayrıca yardımcı kaynak alımının velilere mali bir külfet getirdiği ve bundan hoşnut olmadıkları da bir gerçektir. Öğretmenlerin bu işi sadece fotokopi çekerek karşılaması da tüm okullar için mümkün değildir.    

Okul öncesinde mümkün olduğunca bağımsız anaokulu yapımına gidilmelidir. Maalesef Pendik’ te (üstelik müfettiş raporlarına da eleştiri olarak girmiş olmasına rağmen) sadece iki müstakil anaokulu olması üzücüdür.

Eğitim öğretimin ilk basamağı olan ve çocuklarımızın gelişiminde oldukça önemli bir yer tutan okul öncesi öğretmenlerimizin sorunlarının giderilmesi dileğiyle gündemde olan kaynak kitap aldırılmaması sorununa değinmek istiyorum.

Devlet son birkaç yıldır sosyal devlet ilkesi anlayışıyla öğrencilere ücretsiz kitap dağıtımı yapmaktadır. Bu gerçekten devletin milletine, öğrencilere karşı yaptığı iyi niyetli ancak eksik bir uygulamadır. Bence ücretsiz değil emanet kitap verilmeli ve bu kitaplar sene sonunda toplanarak birkaç yıl kullanılabilmelidir. Hatta kitaplar fasikül haline getirilip hafifletilmeli, ek bir fasikülde ödev / soru bankası şeklinde olmalıdır. 80’li yıllarda okul dergileri vardı ve çok başarılıydı.

Öğrencilerin üzerinden atlaması gereken bir çıta (yani ister LGS ister Üniversite sınavı) varsa kaynak kitap elzemdir. Ders saatleri ancak konuyu anlatma ve birkaç soru çözmeye yeterlidir. Kurslarımız var ama kaynak kitabımız yok. Özel okullarla devlet okulları soru çözmeden, soru örneklerini tanımadan nasıl baş edecek? İşe yaramayan kurslar öğrencileri, özel derslere, merdiven altı dershanelere yönlendirecektir. Oysaki bu yöntemler FETÖ’nün tercih ettiği yöntemler değil miydi? Çocuklara okul dışında yasal olmayan hiçbir kurum temas etmemelidir.

Kaynak sorununun başka bir çözümü ise İl ya da ilçe müdürlüklerince oluşturulan komisyonların koordinatörlüğünde, öğretmenlere o ilçeye ait kendi kaynak kitabını yazdırmalıdır. Bunun için öğretmenlerden seminer dönemlerinde, ücreti mukabilinde soru hazırlaması istenebilir. Bu telif ücreti kaymakamlık/ valiliklerce karşılanabilir. Komisyonun kabul ettiği sorulara ücret ödenerek telif sorunu çözülür ve ilçeye giden kantin paylarından bütçe ayrılarak kitaplar/deneme sınavları il/ ilçe MEM adına bastırılıp okullara dağıtılabilir.

Son olarak öğretmenlerimizin geç yatan ek ders sorunlarından bahsetmek istiyorum. Ek dersler en geç ayın 3’ünde yatırılmalıdır. Bunun için de başta okul müdürleri olmak üzere herkes hassas davranmalıdır. Ek dersini teslim etmekte geciken idareci önce uyarılmalı, uyarıldığı halde geciktirmeye devam ederse gerekirse ceza verilmelidir. Bu iş beceri işi değil disiplin işidir. A ilçesinde ek dersler 3-4’ünde yatıyorken, B ilçesinde 8-9’unda yatıyorsa herkes şapkasını önüne alıp düşünmelidir. İşini yapmayana şeriatın kestiği parmak acımaz ilkesi uygulanmalıdır. Neden Avrupa’da vatandaşlar trafik kurallarına uyuyor da Türkiye’deki vatandaşlarımız uymuyor sorusunun cevabı burada gizlidir aslında.

 

Bu yazı toplam 1437 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 3
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113