• BIST 14229.01
  • Altın 6714.66
  • Dolar 48.2727
  • Euro 55.9923
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 21 °C

Odanın Ortasında

Dr. Gülçin ITIRLI ASLAN

 

 

Pascal, 1623'te Fransa'nın Clermont şehrinde doğdu. Yirmi üç yaşında hesap makinesini icat etti; otuz yaşından önce olasılık kuramının temellerini attı. Ama onu zamanın ötesine taşıyan bu başarılar değil, bir gece yazdığı birkaç cümle oldu. "İnsanın tüm talihsizliği, odasında tek başına oturmayı bilmemesinden kaynaklanır."

Bu cümleyi ilk okuduğumda çok şaşırdım. Çünkü bu, 1654 yılında yazılmış bir şikayetti; ama sanki bu sabah yazılmıştı.

 

Neden kaçıyoruz? Sosyolog David Riesman, 1950'de "The Lonely Crowd" kitabında insanları ikiye ayırır: içten yönlendirilenler ve dıştan yönlendirilenler. Dıştan yönlendirilenler sürekli başkalarının tepkilerine bakarak kendilerini ayarlarlar. Onay olmadan sakinleşemezler; görünmeden var olamazlar. Pascal bunları göremezdi, ama tanımlayabilirdi.

Psikolojide buna "dışsal doğrulama bağımlılığı" diyoruz. Beyin, sosyal onay aldığında dopamin salgılar. Bu, evrimsel açıdan mantıklıdır: sürüden kopan hayatta kalma şansını yitirir. Ama modern insan için bu mekanizma tersine dönmüştür. Birikmiş bildirimlere, dolup taşan gündemlere, bitmeyen randevulara koşar. Odasında otursa ne olur diye sormak için bile yeterince oturmaz.

Sosyal medya bu dinamiği görünür kıldı. Bir fotoğraf paylaşılıyor, beğeni bekleniyor. Onay gecikmişse gerginlik başlıyor. Bu, Pascal'ın tanımladığı kaçışın dijital versiyonu; özü aynı. Bakılmak, duyulmak, onaylanmak isteniyor. Oda boş olsa bile sessizlik dayanılmaz geliyor.

Pascal'ın öngördüğü şey buydu. Gürültü susunca insan kendini duyar. Sadece sesini değil; düşüncelerini, endişelerini, yarım kalmış sorularını da. Bu çoğunlukla yeterince cesaret ister. Çünkü kendini duymak, içinden geçenleri kabul etmek anlamına gelir. Kaçmak ise onları ertelemek.

 

On yedinci yüzyılda soylu bir Fransız erkeği eğlence için saraya gider, ava çıkar, baloya katılırdı. İçe dönük sessizlik, bir zaafiyet sayılırdı. Bugün ise ekranlar bu işi görüyor. Hafta sonları dolduruluyor, planlar yapılıyor, boşluklar kapatılıyor. İnsanın kendi sesiyle baş başa kalması artık bir tercih değil, bir başarı haline geldi.

Burada ilginç olan şudur: Pascal'ın kendisi de bu sessizliği kolay bulmamıştır. Hayatının büyük bölümünü hastalıkla, korkuyla ve inanç kriziyle geçirdi. Pensees'i, yani bu cümlelerin yer aldığı eseri, dağınık notlar halinde bıraktı. Bir sistem kurmak istedi; tamamlayamadı. Belki de en derin fikirler, tamamlanmış eserlerden değil, yarım bırakılmış notlardan gelir. Çünkü orada insan hala konuşuyor; performans yapmıyor.

Sosyolog Erving Goffman'a göre sosyal hayat bir sahnedir. Herkes bir rol oynar, bir izlenim yönetir. Ön sahne değişir; arka bölgeye geçilir. Oda, o arka bölgedir; kimsenin görmediği, rolü bırakabildiğin yer. Ama bugün arka bölgeler de ekranlara açılıyor. Özel anlar paylaşılıyor, sessizlik yayınlanıyor, yalnızlık bile içerik haline geliyor.

Psikoloji araştırmaları bu noktada çarpıcı bir şey söylüyor: Katılımcılara boş bir odada 15 dakika sessizce oturmaları söylendiğinde, önemli bir kısmı kendilerine hafif elektrik şoku vermeyi oturmaya tercih etti. Yalnızlık, beyin için bu kadar rahatsız edici bir deneyim. Pascal bunu test etmedi; ama tam olarak tarif etti.

Belki de Pascal'ın asıl sorusu şuydu: Arka bölgenin kendisi de sahneye dönüşürse, insan nerede dinlenecek?

Bu sorunun yanıtı hala net değil. Ama soruyu sormak, bir yere oturup sessizce sormak, zaten bir başlangıçtır. Susabilmek bugün neredeyse bir beceri haline geldi. Odaya dönmek ise, Pascal'ın söylemek istediği her şeyin özeti: cesaret.

Gürültü susunca insan kendini duyar; bu çoğunlukla yeterince cesaret ister.

İnsan kaçtığı şeyin içinde kaybolur. Odasına döndüğünde kendini bulur.

 

 

Bu yazı toplam 55 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113