• BIST 1.910,41
  • Altın 779.61577
  • Dolar 13.7178
  • Euro 15.5042
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 9 °C

KISA KISA 2 MEMURA TEHDİT!

Talat Yavuz

MEVLİT KANDİLİ:

Artık Kutlu Doğum Haftası değil, Mevlit Kandili. Fetö istismarından sonra gerçek anlamıyla kutlama şansını yakalamış olduk. Bir hafta boyunca okullarda Hz. Peygamberi konuşarak, programlar yaparak çocuklarımıza, gençlerimize; Peygamber efendimizin daha peygamber olmadan önce Erdemliler Hareketinin içinde zulme karşı duruşunu anlatmak bile önemli bir etkinlik olacaktır. Kandiliniz ve haftanız mübarek olsun.

CİMER:

Asılsız, anlamsız ve iyi niyetten yoksun CİMER başvuruları, eğitimde şiddetin bir başka şekline dönüşmüş durumda. Okuldan uzun süre uzak kalmanın olumsuz etkisi, öğrencilerden çok velilerde gözlenmeye başlandı. Salgın önlemleri nedeniyle girmesi yasak olan okulunu, tuvaletler kirli diye şikâyet edeni mi ararsın, sınıfımıza neden ücretli öğretmen verdin diye okul müdürünü suçlayanı mı? Sistem nasıl çalışıyor derseniz, idareci ve öğretmenine sahip çıkamayan yetkililerimiz okul müdürüne; tuvaletlerin resimlerini çekerek kendilerine göndermelerini ve veliye ikna edici cevap verebilmek için neden kadrolu öğretmeni olmadığını soruyorlar! Komedi gibi uygulama.

MEB ATAMALARI:

Kim neden atandı, neden görevden alındı anlayan varsa beri gelsin. Üniversitelerde, rektörlerin benzer uygulamalarını duyardık ancak MEB’de böylesi bir süreç ne görüldü ne duyuldu. Rize, Trabzon, Sivas derken Tokat hep önde gidiyor, bakmışsınız aradan Zonguldak sıyrılıyor. Liyakat böyle bir şey işte, bazı illere hiç uğramıyor nedense! Bürokratların tehdit edildiği bu günlerde insan kazanmak gerekir, harcamak değil.

ON BİN OKUL:

Mesleki Eğitimde uygulanan, Bin Okul Projesi’nden sonra, ilkokulları kapsayacak, On Bin Okul Projesi hayata geçirilecekmiş. Bazı okulların seçilerek, bu okullara anormal paraların aktarılmasını, övünülecek değil, mecbur kalınsa bile gizlice yapılması gereken bir işlem olarak görüyorum. Diğer okullar ne olacak? Ekonomik durumu iyi olan okul mu kaldı? İmkânları eşit dağıtarak adaleti sağlamak gerekmez mi? Kapı bacayı boyayarak eğitimde başarıyı yakalama ufku, on yıl öncesinin, okul idareleri düzeyindeki ufkuydu. Bugün artık okullar bile çok daha başka arayışların peşinde, çağı yakalamanın derdine düşmüş durumdalar. Okulların en temel ihtiyaçlarını karşılamak, ne zamandan beri bakanlık projesi oldu, inanın anlamakta zorlanıyorum.

ŞURA:

Aralık ayı başında yapılacak 20. Milli Eğitim Şurası bölge çalışmaları bugün başlıyor. Salgın sonrası eğitimle ilgili ciddi tartışmaların yapıldığı bir dönemde, şuranın neden beklenen heyecanı uyandırmadığına bakmak gerekir. Öncelikle şuranın konu seçiminin isabetli yapılmadığı ve bakanlıkta eğitimi bu derinlikte konuşabilecek bir kadronun kalıp kalmadığına bakmak gerekiyor. Bu aşamada şura konusunun, "Eğitim Bürokrasisinin Saygınlığı Nasıl Korunur?” diye değiştirilmesi belki daha isabetli olacaktır.

MEMURA TEHDİT:

Öğretmene saldırmak, memuru aşağılamak, bürokratı tehdit etmek kimseye bir şey kazandırmaz. Geçti o dönemler. Askeri arkanıza alarak iktidarmış gibi davrandığınız dönemlerin hayalleri kursağınızda kalacak. Çünkü artık sendikalar var, açık toplum var, medya tekeli yok, internet var, sosyal medya var. Hem hukuk devletinden bahsetmek hem de işini yapan memuru, bürokratı bu şekilde tehdit etmek ne yaman bir çelişkidir.

En büyük vebaliniz, işini büyük bir fedakârlıkla yapan ve giderek daha çok can yakacak şiddet problemi ile boğuşan memurları, bürokratları yanlışlar içinde göstererek hedef haline getirmeniz olmuştur. Üç beş oy uğruna nelere sebep olacağınızı bile düşünmüyorsunuz. Bundan sonra saldırıya uğrayan her öğretmenin, her doktorun, her hemşirenin ve bütün çalışanların vebali boynunuzda asılı kalacaktır, unutmayın.

 

Bu yazı toplam 248 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113