• BIST 1.461
  • Altın 489,717
  • Dolar 8,3046
  • Euro 10,0790
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 11 °C

Bazı gelişmeler, bağlantılar...

Hamdi Keleş
Toplumsal işbölümü çerçevesinde toplumun güvenliği, istihbarat, polis ve jandarmaya tevdi edilmiş durumda. Bu sektörler, tehdit taramasını işlerinin bir parçası olarak her gün düzenli bir şekilde yapmak durumundalar. Misyonları bunu gerektiriyor yani. Halk, 15 Temmuz gibi özel ve şok edici, sistemi yöneten zihni ve organlarını kilitleyen tehditi gördüğünde sezgisel dürtülerini harekete geçirerek "bu kalkışmanın halli ile görevli insanlar istihdam ediyoruz, bana ne, onlar çözerler dememiş" inisiyatifi ele almış, şahsını riske etmiş ve yıllar boyu anlatılacak olan topu kale çizgisinden çıkaran o meşhur refleksi geliştirmiştir.
Muhtemel bir ikinci kalkışma durumunda da benzer bir süreç işleyecektir. Halkın psikolojisini, "ne zaman yeniden gelecekler?" biçiminde korku, kaygı zemininde bırakmak ancak halkı, yormak ve direncini kırmak isteyen darbeseverlerin isteyebileceği bir iş olabilir. Halk, yine büyük bir tehdit gördüğünde, sokağa inebileceği gibi seçim zamanı sandığa iradesini yansıtarak kendi kaderine sahip çıktığını ve çıkacağını gösterecektir. 
15 Temmuz'u izleyen günlerde halkın demokrasi nöbetlerine yoğun oranda katılım göstermesi, Türkiye toplumunun self (kendilik) imajında çok önemli değişimlerin yaşanmasına vesile oldu. Halk, tarihin aynasında kendini bizzat tarihi yazan bir özne olarak gördü. Ülkedeki hemen herkesin bildiği büyük bir olayın içinde kendisini görmek, kendi öyküsünü yazmak, hayatın rutinini aşan ve tek tek halka, neler yapabileceğini gösteren bir özgüven inşasına neden oldu. Bu davranış kalıbının bir aya yakın bir süre tekrar edilmesi, 'demokrasiyi koruyan, kollayan' demokrat kimliğinin gelişmesine ve içselleştirilmesine neden oldu. Katılımcıların eylemlerde gördükleri insanlarla benzerlik algısı taşıması, bir gruba ait olma ihtiyacını karşıladığı gibi ortak gelecek tasavvuru açısından da ümitli olmamızı sağlıyor.
Bütün enerjisini 15Temmuzda harcamış olan Fetönün, o tarihten bu yana hayatın pek çok alanında ortaya çıkan kirli çamaşırlarının toplumsal tabanda meydana getirdiği ayıltıcı, göz kamaştırıcı aydınlanma etkisi nedeniyle ülkemizde bir tehdit olarak bundan böyle varlığını sürdürebilmesi, kanaatimce mümkün olmaktan çıkmıştır. Hala tespit edilememiş olası kripto (gizli) Fetöcülerin birincil ve temel amacı, bulundukları kamusal ya da özel  pozisyonlarda kişisel varlıklarını korumak, tasfiye edilmemek olabilir. Bunun Fetö açısından yeniden kullanılma imkanı/riski doğurduğu açık olmakla birlikte kriptonun ana motivasyonu, örgütten farklı olarak o güne değin elde ettiği kazanımları korumak olacaktır. Bu durumda tüm vadelerde Fetö'nün ikinci kalkışmanın ana dinamosu olamayacağı aşikardır. ABD, Kasım ayında yaşayacağı seçimlerden sonra da Fetöyü kendi (ABD) küresel hegemonyasını sorunsuz bir şekilde işletebilme yeteneğine haiz olması nedeniyle istihdam etmeye devam edecek gibi görünüyor. Fetö networkü, kolayca bypass yapılacak, yerine başkalarının monte edilebileceği bir yapı değil çünkü. Kaldı ki, Fetö, ABD derin devletinin kendisine cephe alma riskine karşılık  ABD içinde bir B planı yaptığını düşünüyor da olabilir. 
Komplocu bir yaklaşım olarak Bülent Ecevit'in Başbakanlığı döneminde olmayan sağlık sorunları nedeniyle görevinden azil aşamasına geldiği hatırlanırsa Hillary Clinton'un seçimlere kısa bir süre kala ciddi sağlık sorunlarına sahip olduğu izleniminin kamuoyuna görüntüleriyle birlikte servis edilmesi arasındaki benzerliğin bir Fetö marifeti olup olmadığı tartışmalıdır. Bu senaryo, Fetö'nün uyum kabiliyetindeki başarısından ilham almaktadır ve doğruluğu çok mümkündür.
Bundan böyle, Fetö'nün geleceği, ABD'nin kendi iç sorununa dönüşmüştür. Ne yapacaklarını biraz da onlar düşünsün, öyle değil mi?
Ikinci kalkışma, kurgu sahibi Albayın ifade ettiği gibi Türkiye'yi parçalamak isteyen Batılı güçlerin ülke içinde 'bir başka gelecek tasavvuruna' sahip küskün bir sosyolojiyi motive edebilecekleri bilgisine, senaryosuna itibar ediyor. Ancak teorik de olsa bu tanıma uyan, "Kürt Aşiretler" dışında işçi sınıfı da dahil olmak üzere ikinci bir toplum kesiminin mevcut olmadığı görülüyorğ. Kürt Aşiretleri, gerek bu vesile ile yaptıkları devlete bağlılık açıklamaları, gerekse terör örgütünün aşiret yapısına yönelik saldırıları karşısında örgütle işbirliğine gitmelerinin intihar etmekten farksız olması nedeniyle iddia edilenin aksine sağlam durdukları ve duracakları açıktır.
Küresel ölçekte yaşanmakta olan ekonomik krizlerin etkilerinin yanısıra özellikle  uluslararası derecelendirme kuruluşlarının, Türkiye Ekonomisinin olumsuz  etkilenmesi amacıyla mesleki itibarlarını riske eden kararlar alıp açıklamalar yapmaları, içinden geçtiğimiz sürecin önemini ve kırılganlığını ortaya koyuyor. ABD'nin Suudi Arabistan'ın ülkesindeki varlıklarına terör mağdurlarını bahane ederek el koymaya hazırlandığı bu günlerde ekonomimiz için ihtiyaç duyacağımız uzun vadeli kaynakları nereden geleceği konusu da aydınlanmış oldu. 
Insanımızın, tepkisellikten, intikam duygusundan uzak, şükürden ve sabırdan beslenen bir ruh haline girmesi, en büyük temennimiz. Biz, değiştirebileceğimize odaklanıp korku ve kaygı zeminine yoğunlaşmamızı isteyenlerin beklentilerini boşa çıkardığımız oranda Güçlü Türkiye'yi inşa etmiş olacağız.
Bu yazı toplam 1252 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113