Önceki hafta yapılan Kamu Personeli Danışma Kurulu sonrası çıkan tartışmalara bakılırsa, kurulun tek gündeminin sendikal baraj veya dayanışma aidatı olduğu zannedilecek. Hâlbuki gündemimizde bütün kamu personelini yakından ilgilendiren çok önemli konular vardı.
Tartışmaların; gündemimizdeki işçi memur maaşları arasındaki fark, 4688 Sayılı Yasanın, özellikle toplu sözleşme sisteminin değiştirilmesi, Devlet Personel Başkanlığı gibi bir kuruma olan ihtiyaç konularına odaklanması yerine, sendikal baraj tartışmasına indirgenmesi, arızalı yapının ilanı gibi oldu.
Her yıl üye sayımından sonra, Çalışma Bakanlığı’nın internet sitesinde yayınlanan, kamu görevlileri sendika ve üye sayıları listesine öylesine bakan herkes anlayacaktır ki bu tabloyu oluşturan yasa eskimiş, yetersiz kalmış ve problem üreten bir hale gelmiştir. Devletle, memurla ve kamuoyuyla dalga geçer gibi tuhaf isimlerle kurulmuş, tek üyeye sahip, yüzde sekseni değil sendika şube olabilecek üyeye bile sahip olmayan yüzlerce sendika var. Acaba hangi ülke böyle bir tabloya seyirci kalabilir?
Ülkemizde memur sendikacılığı, artık baraj getirilerek disipline edilebilecek durumun çok ötesine geçmiştir. İlave birçok düzenlemeye ihtiyaç varken, siyasi partilerde ve işçi sendikalarında olan barajın memur sendikacılığına da getirilmesine karşı çıkanlar ne diyor?
Örgütlenme hakkımız elimizden alınıyor. Tam aksine siz, sendikal örgütlenme hakkını kötüye kullanıyorsunuz. Biz, daha kanun yokken sendika kurduk, üye yaptık, kanun çıktı, üyelerimizi yeniden üye yaptık.
Toplu sözleşme hakkını aldık, 1121 kazanım ürettik. Biz sendikal haklarımızı daha ileri taşıyalım, grev hakkı alalım diye çırpınırken, bakın bu merdiven altı sendikalar aslında ne yapıyor: • Bizim yaptığımız devasa işleri, elde ettiğimiz kazanımları önemsiz, değersiz göstermeye çalışıyorlar.
• Çözümü için uzun emek ve mücadele verilmesi gereken köklü problemleri köpürtüp, problemden beslenip, kendileri yetkili olsa hemencecik çözeceklermiş gibi gösteriyorlar.
• Seslerini duyurabilmek adına edep, ahlak ve nezaket sınırlarını yerle bir ederek, özellikle sosyal medyadan önüne gelene saldırıyor, hakaret ediyorlar.
• Birbirlerine saldırıyor, hukuk tanımıyor, genel başkan yardımcılığı düzeyinde transferler yapıyor, örgüt üyeliğinden evrakta sahteciliğe kadar karşılıklı suçlamalarla, devlet memuru vakarına, sendikacılığın ruhuna aykırı işler yapıyorlar.
• Gerçek sendikal mücadeleye tanınan yasal hakları suiistimal ederek, sendikacılığın güçlenmesine engel oluyor, imaj kaybına sebep oluyorlar. Sendikacılığın olmazsa olmazları bellidir. Sendikacılık, yetkili olma üzerinden yürür. Yetkiniz varsa muhatap alınırsınız. Bizdeki gibi masaya yetkisiz sendikalar oturtulmaz. Yetkili sendika ve sendikacılık, belli usul ve esaslarla korunur. Bu ayrıcalık değil, haktır. Çalışılarak, emek verilerek elde edilir. Bizdeki arızalı yapı adım adım düzeltilecektir.
Aklın yolu birdir. Dayanışma aidatını getirirsiniz, yetkili olmanın hakkını teslim edersiniz. Küçük sendika olmak ayıp değildir, her sendika küçük sendika olarak başlamıştır. Zaman içinde ona olan ihtiyaç, ortak idealleri, fikirleri, ödedikleri bedeller, çektikleri çileler onları büyütmüştür. Barajdan korkmayın, size ihtiyaç olursa, memurlar sizi barajın üzerine çıkarır.
Artık işi daha da sulandırmayın ve sendikacılığa yazık etmeyin. İlla bir şey kuracaksanız gidin dernek kurun. Çünkü branş, unvan, işyeri sendikacılığı yasal değildir. Toplumun ortak değerleri olan kutsal kavramları da kişisel heveslere kurban edecek lüksümüz kalmadı.



























