• BIST 108.962
  • Altın 272,790
  • Dolar 5,7508
  • Euro 6,3825
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Öğretim Yılı Sancılı Başladı

Abdullah Yadigar

2011-2012 Eğitim-Öğretim yılı başladı ama pek çok problemi de beraberinde getirdi. Eğitim camiası yaz tatilinde dinlenmiş-motivasyonu yüksek bir eğitim ordusu yerine, huzursuz ve motivasyonu bozuk bir vaziyette eğitim-öğretime başlangıç yaptılar.

      Bunun pek çok nedenleri var. Ekonomik zorlukların yükü altında ezilen pek çok eğitimci, çalıştıkları kurumlardaki olumsuzluklarla mücadele ederken birde Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer’in bazı açıklamaları eğitim camiasını tedirgin etmiştir.

      Eğitim-Öğretim yılının başında; ‘’Öğretmenler üç ay tatil yapıyor, çok maaş alıyor, artık sekiz-beş görev yapacaklar, eğitim alacaklar, sınava tabi olacaklar, ek dersleri kesilecek.’’ Gibi olumsuz bir havanın oluşturulması isabetsiz bir çıkış olmuştur.

      Okullar açıldıktan sonra, diğer bir deyişle; eğitim-öğretimin başlamasının ikinci haftasında yöneticilere uygulanan rotasyon işlemi de (zamanlama bakımından) isabetsiz olmuştur. Bu zorunlu yöneticiler rotasyonu gereklidir, ancak bu iş Temmuz-Ağustos aylarında mutlaka bitirilmelidir. Şimdi düşünün, bir okulun tüm idarecileri Ekim ayında başka okullarda göreve başlayacaklar. Ayrıldıkları okula da başka okullardan idareciler gelecek. Bu durum ister istemez bazı aksaklıklara yol açacaktır.

      Bu aralarda ‘’Eğitimin göçmen kuşları’’ yuvalarına dönmeye başladı. Bilindiği gibi orta öğretim kurumlarında dokuz-on zayıfı  olup ta sınıfını geçemeyecek konumda olan (pek çoğu) okullarda disiplinsiz davranışlarıyla bilinen, ancak Mayıs-Haziran aylarında ‘’Akşam Liselerine’’ göç ederek, iki haneli rakamlara ulaşmış olan, zayıflarını iki ay içerisinde temizleyip de! Eylül-Ekim Aylarında okullarına dönüş yapan gençlerimizden bahsediyorum. Bu uygulamada büyük bir fırsat eşitsizliği söz konusu olmaktadır. Şöyle ki; Galericinin, iş adamının çocuğu (dokuz-on zayıfı ile) akşam liselerine giderek sınıfını geçebilmektedir. Aynı konumda olan kapıcının çocuğu (Akşam Lisesine verebilecek parası olmadığı için) sınıf tekrarı yapmaktadır. Keşke Sayın Milli Eğitim Bakanımız okullarındaki temizlik giderlerini karşılamak için kendisini feda eden yöneticileri takibe almadan önce, eğitim-öğretimin önünde bir engel teşkil eden ‘’Eğitimin Göçmen Kuşları’’ sorununa el atıp, okullara dönüş trafiğini kapatsa idi daha isabetli bir iş yapmış olurdu.

      Kayıtlar sırasında bağış alınmaması yönünde bir genelgeyle işe başlayan Sayın Dinçer, İllere gönderilen yazı uyarınca kayıt ya da diploma verilmesi sırasında bağış alınıp alınmadığının tespiti isteniyor. Şayet, okul müdürleri “Okul Aile Birliği Yönetmeliği”yle çelişkiler içeren genelgenin hilafına davranarak bağış almışlarsa, haklarında soruşturma açılması isteniyor. İl Milli Eğitim Müdürlükleri yazıyı alır almaz hemen harekete geçtiler. Konuyla ilgili olarak müfettişler görevlendirildi. Halbuki sayın bakandan, önce okulların problemlerine (masraf, ihtiyaç ve zaruri giderlerine) çözüm üretmesini, ondan sonrada hala velisinden bağış alan okul müdürü varsa gerekli işlemleri yapması beklenirdi.

      Uzun yıllardır okulların ihtiyaç ve giderlerine yeterli ödeneğin ayrılmayışı sıkıntı yaratmaya devam ede gelmiştir. Bu konuda beyanat ve uygulamalar zaman-zaman çelişir olmuştur. Bir zamanlar (Doksanlı yıllarda) bir ilimizin valisi müdürler toplantısında ‘’Veliyi yolun ama bağırtmayın’’ mealinde tavsiyelerde bulunmuştu. Halkın karşısına çıkıp yıllardır devam eden ‘’kayıt parasını alan idareciyi yakarım, yıkarım’’ kabilinden beyanatlar hep verile gelmiştir.

      Eğitimciler diyorlar ki; Biz eğitimciler olarak sadece işimizle uğraşalım. Bizi parasal işlerden uzak tutacak sistemi kurun. Her kesimde olduğu gibi eğitim camiasında da olabilecek çürükleri ayıklayarak, cesaretle ve dürüstçe; ‘’Biz devlet olarak okulların problemlerini çözemedik, devleti küçültelim derken emekli olan hizmetlilerin yerine yenisini almadık. Okullara beş kuruş ödenek ayırmadık. Bu ağır yükü okul müdürlerinin omuzlarına yükledik.’’ Diyerek, kendi sorumluluğunu üzerine alan ve gereğini yapan bir bakanlık görmek istiyoruz.

      Genellikle büyük şehirlerin merkez okullarında rastlanabilecek üç-beş  lokal olayı bahane ederek tüm okul müdürlerini potansiyel suçlu gibi görüp teftişe (mali açıdan) tabi tutmak yanlış bir uygulama olmuştur. Bağış adı altında yolsuzluğa bulaşan varsa, bunların üzerine gidilmelidir. Ancak toptancı yaklaşım, yöneticileri rencide etmektedir. Çalışma şevklerini kırmaktadır.

      Okullarımızın en önemli sorunlarından biri de güvenlik sorunudur. Emniyet güçlerinin bütün gayretlerine rağmen okul çıkışlarında bekleyen olay çıkarmaya hazır gurup ve yığınların varlığıdır.

      Yeni öğretim yılının; eğitim-öğretim yılı başında yaşanan sıkıntıların geçici bir sorun olması, eğitim camiasının başta ekonomik sorunlarının halledildiği, okulların hizmetli ve temizlik işlerinin çözüldüğü bir yıl olması temennisiyle tüm eğitim camiasına başarılar dilerim.

Bu yazı toplam 1365 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113