• BIST 90.051
  • Altın 214,129
  • Dolar 5,3527
  • Euro 6,0808
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara -1 °C

ZENGİNLERİN SORUMLULUKLARI

Yener Çaycı



     Ülkemiz bir kriz ortamından geçiyor. Esasen dünya bir krizin ortasında. Ülkemizde büyümede  %5’e varan bir daralma olduğu söyleniyor. Yıllık büyümenin %6-8 olduğu düşünülürse bu oran büyük bir rakam. Buna rağmen krizin en hafif atlatıldığı belirtilen ülkeler arasında Türkiye’de var. Demek ki diğer ülkeler; özellikle A.B.D. ve Avrupa Birliği Ülkeleri büyük bir ekonomik bunalım içinde.

     Doğrusu 2004’ten beri Ülkemizde kriz beklentisi içinde olanlar vardı.  Türkiye’de her ekonomik kriz birilerinin servetini üçe, beşe katlarken, gariban insanlarda evine götürecek ekmek parası bulamıyor. Evine ekmek parası götüremeyen garibanlar …, Boş ver onları. Ne olacak ki, nasıl olsa garibanlar bu kişilerin servetini büyütmek ve korumak için yaşıyor. Hatta bu kişilere sorsan garibanların kendilerine hizmet için yaratıldığını bile söylerler. Sormaya gerek yok tavırlarından belli oluyor zaten.

     Geçmişte devlet eliyle büyütülen zenginler vardı. Bunlar devletten %30 ile kredi çeker, %70 ile devlete, devletin parasını borç olarak verirlerdi. Ellerini sıcak sudan, soğuk suya değdirmeden, devletin parasıyla devleti borçlandırarak aradaki %40’ı cebe atarlardı. (basından duyduğumuz kadarıyla şu anda devletin değerli kağıtlarını ellerinde tutanlar da gelirin %50’sini cebe atıyorlarmış.)

     Bu vb. nedenlerle kriz dönemleri birilerinin hayallerini süsler. (Hatta kriz var denilse çıkıp göbek atacak olanlar bile var.) Ama bu  kriz bunlara yaramadı. Çok uğraştılar. Bu sefer devletten kaçıramadılar.  Ancak devleti de sıkıştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Bunların bir kısmı zarar etti. Bir kısmı da karından zarar etti. Söylendiğine göre bu para babalarının büyük bir kısmı yurt dışında ettikleri zararı ülkemizden çıkarmaya çalışıyorlarmış. Tabi şunu da belirtmekte fayda var. Hakikaten zor durumda bulunan işletmeler var.

     Bakıyorsunuz işletmeler zarar gerekçesi ile işçi çıkarıyor. Bu işten çıkarmalar birilerini sıkıştırmak, belli yerlere mesaj göndermek veya çeşitli hesaplaşmalar için de yapılıyor olabilir. Çünkü zarar gerekçesi ile işten çıkarılan bir işçi ilgili firmaya dava açmış. Mahkeme bu işletmenin hesaplarını incelemiş ve görülmüş ki işletme zarar değil kar etmiş. Yani bir kısım firmalar zarar etmediği halde işçi çıkarmaktadır. Kapital sahiplerinin merhametini görüyorsunuz.

     Düne kadar bu işçiler sizin servetinize servet katarken iyiydi. Durmadan kar edeceksiniz, hem de katlayarak, geçen döneme göre daha az kar ettiğiniz zaman bu sizin için büyük bir zarar olacak, öyle mi? İşin acı tarafı ise bunların patavatsızlığını artıran, bu toplumun güce ve paraya tapınma hastalığı. (İşin bir ilginç tarafı bu işletmeler aleyhine sendikaların herhangi bir faaliyetlerinin olmaması. Ayrıca bu kriz de satılan 0 km. araç sayısı 150.000 i geçmiş, emlak fiyatları ve satışlarına bir bakın. Epey düşündürücü bir kriz yaşıyoruz anlaşılan.)

     Benim üzerinde durmak istediğim asıl konu burada başlıyor.

     Ey zenginler! Hele hele ben Müslüman’ım diyen zenginler! Bilin ki serveti Allah dilediğine verir. Getirileri çok fazla olduğu gibi, sorumluluğu da çok ağırdır. Yaşanan bu ekonomik krizlerde sizin hiç dahliniz yok mu? Bu krizler nedeniyle meydana gelen açlık, kıtlık durumlarını biraz azaltmak için hiç mi sorumluluğunuz yok. Zarar ediyorum gerekçesi ile hemen işçi çıkarıyorsunuz, dün kar ediyordunuz bu insanlar sayesinde. Bu garibanların sizin üzerinizde hiç mi hakkı yok.

     Üzerinde para olduğu halde evine gitmeyen peygamberi hatırlayın. Hz Hatice ve Hz. Ebu Bekir’i hatırlayın bütün servetlerini Müslümanlar için harcamışlardı. Bir gecede harcadığınız, (birkaç fakirin bir yılda kazanamadığı) harcamalarınızı fakir fukara için yapın. Bir kısım insanlar kıvranırken burnunuzu kıvırarak, dudağınızı bükerek geçmeyin. İmkanın varsa; var birazda sabret, bu insanlara yardımcı ol, dünyanın sonu mu olur? Nerde kaldı dünün zenginleri, vazgeçilmezleri. Yoksa ahretinizi de satın alabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Zekat verdiğinizi düşünerek istediğiniz gibi harcama yapacağınızı mı sanıyorsunuz? Elbet bunun da bir hesabını soran olur.

     Önemli olan; fertlerin tek tek mutluluğu değil, herkesin huzuru ve mutluluğudur. Paranın belli kimseler veya kesimler arasında dolaşmaması ve bunların elinde devletleşmemesi çok önemlidir. Hatırlayın bir zamanlar kapitalin yönetim merkezi “Siad” ları, bir işaretleri ile hükümet değiştirirlerdi. Bunun içinde zenginlerimizin çok olması değil, devletin zengin ve güçlü olması gerekir.

     Bakıyorsunuz insanlar umudunu yılbaşı biletlerine, diğer şans oyunlarına  bağlamış. Ne acı bir durum hayal gemisinde karın doyurmak. Evet, umut fakirin ekmeğidir. Ama harama umut bağlanmaz ki! Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1162 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113