• BIST 90.787
  • Altın 254,429
  • Dolar 5,8790
  • Euro 6,5887
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 26 °C

Yarıyıl Tatili

Yener Çaycı



      2010–2011 Eğitim ve Öğretim Yılının 1. dönemi 28 Ocak Cuma günü sona eriyor. Çocuklarımız karne heyecanını bir kez daha yaşayacak. Maalesef başarı noktasında normal olan bir kısım çocuklarımız anormal muamelesi görecek.

      Nasıl mı? Şöyle, SBS ve ÖSYM sınavları nedeniyle çocukların üzerindeki dehşetli veli baskısı aynı zamanda çocukların kapasitesinin üzerinde bir okul başarı beklentisiyle birleşince bu durum çocukları oldukça zorluyor ve kahrediyor. Her veli kendi çocuğunu akademik başarı yönünden beş beşlik görüyor. Aslında her veli üç aşağı beş yukarı çocuğunun nereye kadar bir başarı elde edebileceğini tahmin edebiliyor. Ama çok çeşitli nedenlerle de bu beklentilerinden vazgeçemiyor.

      Çocuğunu yetiştirme kursuna gönderiyor, yetmiyor dershaneye gönderiyor, yetmiyor evde çalıştırıyor veya çalışması için odaya kapatıyor. Sanıyor ki ben bu imkanları çocuğuma sunarsam iş tamam. Halbuki öyle değil, hiçbir okul, hiçbir kurs veya dershane çocuklara yeni bir kapasite, yeni bir yetenek yüklemiyor. Neticede bu bir insan ve doğuştan ne getirdiyse bunları geliştirebiliyor. Bu  çocuklar bilgisayar değil ki program ilave edilsin veya format atılsın.

      Ayrıca gerek veliler olarak gerek eğitimciler olarak çocuklara çocukluğunu yaşatmıyoruz. Hala çocuklar okula gitmeyi sevmiyor. Her çocuk tatil beklentisi içerisinde. Okulu kendileri için zindan gibi görüyorlar. Belki de haklıdırlar. Okulları çocuklar için cazibe merkezi haline getiremiyoruz.

      Hala yeni eğitim sistemine adapte olamamış ezberci ve kendisinden başka öğretim kaynağı tanımayan, sürekli kendisi konuşan öğretmenler, sistemde epey bir yekun teşkil ediyor. Hala çocuğa başarısızlık üzerine başarısızlık pompalayan, çocuğun ruh dünyasını, psikolojisini alt üst eden bu öğretmenler: Çocuğa; hak ettiği başarıyı ve ödülü verirken bile bir sürü sıkıntı yaşatıyorlar.  Sınıftaki başarının düşük olmasını meziyet sayıyorlar. Olayı tersinden düşünemiyorlar. Bir sınıfta başarı düşükse o öğretmenin o sınıftaki başarısı da o oranda düşüktür. Bunu idrak edemiyorlar ve kendilerini zor öğretmen olarak görüyorlar.

      Öğrencilerimizse isyan içerisinde. Anne babaya isyan ediyorlar, okula isyan ediyorlar, öğretmene isyan ediyorlar, sisteme isyan ediyorlar ve isyanlarını da kılık kıyafetten, devamsızlığa; kurallara uymamaktan, okuldan kaçmaya kadar, her durumda belli etmeye çalışıyorlar. Anlaşılamamaktan, dikkate alınmamaktan şikayet ediyorlar.

     Netice de olan çocuklarımıza oluyor. Dahası asi bir nesil, sorumsuz bir nesil, yoz bir nesil, değer kavramından yoksun bir nesil... Bunun sonucunda da ideallerini, heyecanını, ümitlerini kaybetmiş bir toplum.

     Her sorumlunun oturup eğitim noktasında bir daha düşünmesi lazım. Aksi halde kaybeden millet olarak bizler olacağız. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1194 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113