• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C

YARI YIL TATİLİNE GİRERKEN!

Yener Çaycı



      2009–2010 Eğitim ve Öğretim Yılı, 1. yarıyılı 22 Ocak Cuma günü sona eriyor. Çocuklarımız karne heyecanını bir kez daha yaşayacak ve yarıyıl tatiline girecek. Bir kısmı sevinecek, bir kısmı ise üzülecek.

Elbette herkes çalıştığının karşılığını alacak.

     Ancak 2004–2005 eğitim ve öğretim yılında uygulamaya konulan ilköğretim programlarının tam anlamıyla ( aradan geçen 5 yıllık bir süreye rağmen ) yerleştiği söylenemez. Bir kısım öğretmenlerimiz hâlâ eski alışkanlıklarından vazgeçmemiş gözüküyor.

Nasıl mı?

Uygulama ile ilgili birkaç örnek vermek istiyorum.

       Birincisi bitişik eğik el yazısı;
çocuklar ilk beş sınıfta bitişik eğik el yazısını iyi kötü uyguluyor. Ama 6. sınıftan itibaren bazı branş derslerinde bitişik yazı uygulanmıyor. Halbuki 1-8 sınıfların tamamında (bütün ders ve branşlarda) uygulanması lazım. Hatta liselerde bile bunun devam etmesi gerekiyor. Aksi halde bu durum ilköğretim müfredatının ruhuna ters düşer.

  İkincisi etkinliklere dayalı öğretim çalışmaları; hâlâ ezberci eğitimden kurtulamayan öğretmenlerimizi görüyoruz maalesef. Bakıyorsunuz basit bir deneyi dahi laboratuarda yapmayıp, bunu anlatan öğretmenler mevcut.

   Üçüncüsü SBS kaygısı;
hemen hemen bütün öğretmenlerimizde SBS kaygısını görmek mümkün, hâlbuki yapılandırıcı yaklaşımda sınav kaygısının olması son derece yanlıştır. Çünkü bu programlar; öğrencilerin ilgi ve yeteneklerine göre tek tek ele alınıp değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.

     Ölçme ve değerlendirmede sonucu değerlendirmenin yanında süreci değerlendirme de söz konusudur. Süreç değerlendirmede sınavların yanı sıra öğrencinin çabası (performansı), ders içi ve ders dışı etkinlikleri de dikkate alınır.

      Ancak görüldüğü kadarıyla öğretmenlerimiz yine sonuca (sınava) dayalı bir puanlamayı tercih etmekte. Derse ve etkinliklere katılım puanını sınav sonucuna dayalı olarak vermektedirler. Yani öğrencilerimizin çabasını çok fazla dikkate almamaktadırlar. Bu mevcut programlar açısından çok yanlıştır.

     Ayrıca ölçme ve değerlendirmede dikkatlerden kaçan bir husus daha var o da diyelim ki bir öğrenci birinci sınavdan 20 almış olsun, ikinci sınavdan da 40 almış olsun. Bu durumda bu öğrencinin puanı 1’dir. Yani başarısız. Ancak öğrencinin 1. sınavı ile 2. sınavı karşılaştırıldığında çok büyük bir çaba (%100 lük bir başarı) söz konusudur ve öğretmenlerimiz bu durumu mutlaka dikkate almalı ve öğrenciyi başarısız durumdan kurtarmalıdır.

     Ölçme ve değerlendirme sürecinde ve sonucunda öğrenci psikolojisi unutulmamalıdır. Bir öğrenciyi sürekli olarak başarısızlıkla cezalandırmanın o öğrencide meydana getirdiği çöküntü unutulmamalıdır, kaldı ki bir sınıfta veya dersteki öğrenci başarısı aynı zamanda öğretmenin de başarısıdır. Aynı şekilde bir sınıfta/derste başarısızlık varsa bu aynı zamanda öğretmenin de başarısızlığıdır. Yani öğretmen, öğrencilerine not verirken aynı zamanda kendisine de notunu vermektedir.

     Bir öğrenciye sürekli olarak bir, bir, bir (başarısız) verdiğinizi düşünün. Bu, o çocuğa sen bu işi hiçbir zaman başaramazsın demenin başka bir biçimi değil midir, bu durum ne kadar doğrudur, bu programlara ve eğitimin ruhuna ne kadar uygun düşer? Bu çocuklar süreç içerisinde hiç mi çaba sarf etmiyorlar? (Eğer bu çocuklar bir çaba sarf etmiyorsa, bu durum ayrıca bütün yönleriyle ele alınmalıdır.) Az da olsa bu çabalar neden ödüllendirilmez ve başarıya dönüştürülmez. Önemli olan başarıya teşvik etmek ve başarıyı ödüllendirmek değil midir?

      İlköğretimin temel amacı;
kişinin, bütün derslerden kendi yaşamını idame ettirecek kadar bir bilgi ile donanmış olmasını sağlamak ve akademik olarak başarılı öğrencileri üst öğrenime hazırlamaktır. Eğer bir öğrenci kendine yetecek kadar bir bilgi ile donanmışsa o çocuğu başarısız olarak değerlendirmek ve üst düzey öğrenciler ile kıyaslamak yanlıştır.

     Velilerimizin de çocuklarının başarısı konusunda çok büyük beklentiler içerisinde olmamaları gerekir. Kaldı ki her çocuğun belli alanlarda yetenekleri öne çıkmaktadır. Bu çocuklardan her alanda başarı beklemek her şeyden önce çocuklarımıza yaptığımız bir haksızlıktır. Ayrıca her çocuk üniversiteyi bitirecek diye bir kuralda yoktur. Önemli olan çocuğun kendi yeteneklerini en iyi şekilde geliştirmesi ve hepsinden önemlisi sorumluluk sahibi iyi bir insan olmasıdır.

     Yarıyıl tatilinin tüm öğretmenlerimize, velilerimize ve öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1420 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113