• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C

YARGI MI (ÖNCE) SİYASET Mİ?

Yener Çaycı



     Son günlerin en hararetli tartışmaları yargı ve siyaset kurumları  arasında yaşanıyor. İnsanlarımız yargı konusunda olduğu gibi çok farklı anlayışlar ortaya koyuyor. Aslında bu durum olması gereken bir durum. Farklı görüşler ortaya konulmadan, konu her yönüyle ele alınmadan, yapılacak işler, doğru sonuçlar doğurmayabilir.

     Konu yargı olunca herkes bu konuyla çok yakından ilgileniyor. Çünkü yargı herkesi hatta bütün canlıları ilgilendiren ve kapsama alanı “her şey” olan bir konu.

     Toplumda yaygın olarak kullanılan bir kavram var, “Önce sağlık” ancak bana göre adalet sağlıktan da önce gelir. Adaletin olmadığı bir yerde hiçbir şeyden söz edilemez. Adalet bir dengedir ve kainat bile böyle bir denge ile varlığını sürdürmektedir.

     Tarihsel bir süreç olarak ve bir sistem içerisinde, siyaset ve yargı incelendiğinde, siyasetin yargıdan önce yer aldığını hatta yargıya şekil verdiğini görürüz. Şöyle ki zaferleri, mağlubiyetleri siyasetle yaşarsınız. Devleti siyasetle kurar ve siyasetle yıkarsınız. Kısacası bir sistemi siyasetle kurar ve siyasetle dizayn edersiniz. Siyaset sistemin çerçevesidir.

     Örneklendirecek olursak; teokrasi, imparatorluk, monarşi, meşrutiyet, cumhuriyet vb. kavramların ve rejimlerin hepsi bir siyasetin ürünüdür. Yasama, yürütme ve yargı organları da bu rejimlere göre şekil alır. Yani yönetim şekliniz ya da diğer bir deyişle siyasi sisteminiz krallıksa; yargınız, diğer kurum ve kuruluşlarınız buna göre şekillendirilir. Meşrutiyet veya cumhuriyetse bu rejimlere göre şekillendirilir.

     Aslında bizde ki tartışmalar birazda çıkar odaklı olduğu ve bir kısım insanların mevcut imtiyazlarından veya çıkarlarından taviz vermesini gerektirdiği için bir kısır döngü oluşturulmaya çalışılıyor. Bir yerde “ben üstünüm, hayır ben senden daha üstünüm, anlayışı ile hareket ediliyor.” Yani üstün olma kavgası veriliyor. Peki bu durum neden ortaya çıkıyor.

     Eskiden sultanlık/krallık vb. sistemler vardı. Hala da bir çok ülkede bu sistemler var. Bu sistemlerde kral bütün organların başıdır ve takdir yetkisine sahiptir. Yani bir organ bir konuda herhangi bir karar alsa bile, kral alınan bu kararı uygulamayabilir. Bizim gibi cumhuriyetle yönetilen sistemlerde ise bütün organların üzerinde böyle bir takdir yetkisine sahip herhangi bir makam yok. Görünürde devleti temsil eden makam cumhurbaşkanlığı makamıdır. Ama cumhurbaşkanlığı makamının böyle bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Belki; yasama ve yürütme organları üzerinde direkt veya dolaylı olarak müdahale yetkisine (sınırlı bir şekilde) sahiptir. Ancak yargı organları üzerinde (bazı mahkemelere üye seçimi bu manada algılanmamalıdır) herhangi bir yetkisi yoktur.

     Bu durumda cumhuriyet rejimlerinde takdir yetkisi makamı olarak; kral iradesi yerine, milletin kararı ortaya çıkmaktadır. Çünkü mevcut düzende: Yasama, yürütme ve yargı sistemlerinin üçü de millet adına yetki kullanmaktadır. Öyle ise milletin kararı bu üç organı da bağlayıcı nitelikte olmalıdır. Zaten sistemin özü niteliğinde olan devletin kurucu iradesi “hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” anlayışını ortaya koymuştur.

     Ancak; cumhuriyet rejimlerinde yegane takdir makamı olarak ortaya çıkan millet iradesinin de özellikle şu günlerde, televizyon ekranlarında kendisini hukukçu olarak tanıtan, bir kısım hukuk tanımazlar tarafından sulandırılmaya çalışıldığı ve halkın vereceği kararların bile bazı mahkemelerce iptal edilebileceği dillendirilmeye başlanmıştır. Bu son derece endişe verici bir durumdur.

     Yani bu kişiler bilinçli olarak “hakimiyet kayıtsız şartsız yargıçlarındır” anlayışını ileri sürmekte ve millet iradesini hiçe saymaktadırlar. Böyle bir durumda; bu işin içinden hiçbir aklı evvel çıkamaz ve Profesör Doğu Ergil’inde belirttiği gibi “devletin kapısına kilit vurmak gerekir.” Bu ise devletin çözüm üretememesi başka bir ifade ile devletin yıkılması demektir.

     Sonuç  olarak siyaset her zaman sistemi ve sistemin bütün organlarını  şekillendirir. Yargıda bu sistem içerisinde kendisine yer bulur. Şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki siyasette, hukukta toplum (insan) için vardır. Öyle ise toplum için önce adalet, adalet içinse iyi bir sistem gereklidir. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1065 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113