• BIST 1.441
  • Altın 485,056
  • Dolar 8,2228
  • Euro 9,9825
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 14 °C

ŞİMDİ SEÇİM ZAMANI

Sebahat Çakır

Şu anda bulunduğumuz durum, yaşadığımız hayat kişisel tercihlerimiz ve seçimlerimiz ile şekillenmiş değil mi?

Her ne kadar tartışmaya açık bir konu olsa da seçimlerimiz; şu andaki konumumuzun en belirleyici faktörü durumunda. Devlet yönetim şeklimizden aile hayatımıza, ilmi ve kültürel seviyemizden, dost ve arkadaş çevremize kadar.... Adım adım hayatımızın her safhasında her birimize tercih hakkı sunulmuştur. Bazımız bunun farkında olurken, bazımız ise gaflet perdesinin ardından bu durumu pekte ayırt edemeyerek, basiret yoksunluğu yaşamış olabilir. İnsanlar yaşadıkları hayatta; uçsuz bucaksız denizde küreksiz bırakılmış kayık gibi çaresiz değildir. Fakat akıntıya kapılıp, sürüklendiğini dahi zannedenler olabilir. Dolayısıyla birilerinin oluşturduğu dalgaların seyrinde yaşamına yön veren, edilgen bir yapıya sahip kişiler de tercihini bu şekilde kullanmış demektir.

Evet bazıları hayatlara yön verirken, bazılarının da hayatlarına yön verilir. Yön verenler bedel öderken, yön verilenler ancak şikayet ve hayıflanmayla ömürlerini tüketirler. Hatta suçlayacak somut varlık ve birey bulamadıklarında mesela, "memleketimde imkan yoktu, param yoktu, okul yoktu, iş imkanı yoktu." vs gibi itham ve suçlamayı yaratıcıya kadar götürüp, hayatlarında olumlu veya olumsuz yaşanan her şey için, KADER deyip sıyrılmayı tercih ederler. Birçok şey için kader deyip geçilse de aslında çoğumuz biliyoruz ki bu, ancak çaresizlikte sığınılan bir liman olsa gerek. Başka bir ifadeyle mazeret bulmanın farklı bir yöntemi de denilebilir. Eğer insanın yaşadıklarının ve yaptıklarının sorumluluğu kendine ait olmasaydı, ahiret gününde hesaba çekilmezdi. Bilhassa kulluk ve teslimiyetin gereği birtakım ibadet ve itaat konusundaki eksiklikleri bazı olumsuz hayat şartlarına, kişi ve kişilere yüklemek nefs-i emarenin atalet ve serkeşliğinin ötesine geçmez. "Ey insan! ihsanı bol Rabbi'ne karşı seni aldatan nedir?" (İnfitar sr. / ayet: 6) sualine karşı verilebilecek cevaplar geçerli kabul edilmeyecek. Çünkü oluşturulan mazeret zincirinin boş bir savunma olacağı kesin. Zira seni yaratan Rabbin, seni; senden daha iyi bilir.

İnsandaki irade hürriyeti ona muhayyer karar alma ve uygulama fırsatı sunmaktadır. Dolayısıyla kişiler, birtakım olumsuzluklara, diğer nedenler yükleyerek, kendini aklayamaz veya haklı konuma taşıyamazlar. Yaşadıklarımızı seçtiklerimiz ve tercihlerimiz belirlediğine göre özeleştiri yapmak ve bazı şeyleri tekrar gözden geçirmek yerinde olsa gerek.

Bilhassa idrakıyla müşerref olduğumuz üç aylar ve beraberinde ihya olduğumuz kandiller iç muhasebesi yaparak silkelenmeye vesile olabilir. Dünya gailesi dediğimiz telaş ve koşuşturma ile akıp giden günler, sermayemizi eritip akıbetimizi hüsrana sürüklemekte iken, mübarek gece ve kandiller uyarı ışıkları gibi hayatımıza çekidüzen vermeli, anlam katmalı... Ramazan ayı gibi rahmet ve mağfiret vesilemiz olacak fırsatı teğet geçmemek için bulunmaz imkan kabul edilmeli. Adeta bir ön hazırlık safhası olarak değerlendirilip rahmet ayını idrakta, fehm-i muhsin ile ihya şuuru ihmal edilmemeli.

Ramazan ayından önce son fırsat olan Beraat gecesi bilhassa iç hesaplaşma olan nefis muhasebesi için ganimet bilinmeli ki; rahmet denizinde tezkiyet'ün-nefis hasıl olsun. Ve bu rahmet ile arınan nefisler, uluhiyyet makamında ubudiyyetini ikrar ve itiraf ile AB-I HAYAT bulabilsin. Kişinin hayatına tertemiz bir sayfa açması için bulunmaz bir fırsat ilan Beraat gecesinde; şekavetten istifa edip, said bir kul olmaya terfi edilmeli.

Saadet-i uhreviyyeye nail olabilmek için bu kararı bizzat kişinin kendisi almalı ve daha sonra bu kararını ispat eden hal ve hareketler ile desteklemelidir.

Yanlışlardan doğruya, delaletten hidayete, isyandan itaate, zulmetten nura dümen kırmalı ki; bu gemi iman selametiyle ebedi cennet yurduna demir atabilsin. Atabilsin ki ebediyyet yurdunda nice nebiler, veliler şehitler ve sıddıklar ile gerçekleşecek olan ''Büyük Buluşma'' ile şerefyap olunabilsin.

Yüce Allah (cc), Kur'an-ı Kerim'de Nur suresinin 55. ayeti cemilesinde insanoğluna kurtuluş reçetesi, adeta mutlu yaşam şifresi sunmaktadır. Mealen: '' Allah (cc), içinizden iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden öncekileri nasıl ''güç ve iktidar sahibi'' kıldıysa, onları da yeryüzünde ''güç ve iktidar sahibi'' kılacağını, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice sağlamlaştıracağını ve onları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağını vaat etmiştir. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkar ederse işte onlar yoldan çıkmış olanlardır.'' Aslında Kadir-i mutlak olan Mevla sadece iman ve salih amel istiyor fakat vaat ettiği ise emniyet ve huzur içinde güvenli bir yaşam, yeryüzünde hakimiyet ve iktidar, aynı zamanda inandığı dini özgürce yaşayabilmek gibi muhteşem ötesi... Ayeti kerimede geçen ''Leyestahlifenne'' ibaresi birçok müfessire göre; yeryüzünde onları halife kılacağım, bütün güç ve imkanları onların hizmetine sunacağım, onlar huzur ve refah içerisinde güvende yaşacaklar anlamı içermektedir. Velhasıl iki cihanda da mutluluk ve huzur demektir. Fakat inkar ve isyan yolu seçilirse her iki cihanda zillet ve hüsran kaçınılmaz olduğu da vurgulanmakta.

İşte o yüzden şimdi seçim zamanı! İşte tamda şimdi karar anı! Ya mamur olacağız , ya tarumar! Ya abat olacağız, ya bedbaht! Ya ihya olacağız, ya imha! Ya dirileceğiz, ya yenileceğiz! Ya bir olacağız, ya darmadağın!..

Allah'ın (c.c), yeryüzünde halifem dediği Ey Müslüman! Ferman senin elinde...

Bu yazı toplam 1462 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113