• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C

SEVİYE BELİRLEME SINAVLARI (SBS) VE EĞİTİM-1

Yener Çaycı



     Geçtiğimiz hafta 05-06 Haziran 2010 günlerinde Seviye Belirleme Sınavları  yapıldı. Aslında bu yazıyı geçen hafta yazacaktım. Ancak, gazetemizin yeni binasına taşınması nedeni ile gazetemizi geçen hafta çıkaramadık. Bu nedenle bu SBS konulu yazı bu haftaya sarktı.

     Efendim, eğitim direkt veya dolaylı olarak bütün vatandaşlarımızı  ilgilendiren bir konu. En az canımız kadar kıymet verdiğimiz çocuklarımız söz konusu. Çocuklar; ailenin, toplumun ve devletin tohumu ya da fidanı. Bu fidanların ileride nasıl meyve verecekleri  herkesi çok yakından ilgilendiriyor. Bu nedenle ailelerde müthiş bir tedirginlik var. Gelecek kaygısı (meslek edinme anlamında çocuklarının geleceğini  eğitime bağlamış) bütün ailelerde bir belirsizlik oluşturuyor İşte tam bu noktada SBS bu belirsizliğin kırılma noktası.

      SBS’nin aile, öğrenci, öğretmen, eğitim yöneticileri, eğitim deneticileri,  kamu yöneticileri, toplum,  ticaret sektörü  ve devlet  olmak üzere bir çok yönü var. Ben de ağırlık eğitimde olmak üzere   SBS' yi  bir kaç açıdan ele almak istiyorum. Bu konulara geçmeden önce de birkaç hususu sizlerle paylaşmak istiyorum.

     SBS bana göre sistemin küçücük çocukları çarpıştırdığı  ve altta kalanın canının çıktığı bir öğretim meydan muharebesi. Neden öğretim buna ileride değineceğiz. Eskiden Romalılar gladyatörleri arenada çarpıştırırlardı. Şimdilerde bizde  eğitim adına çocukları çarpıştırıyoruz. Yenilen gladyatörler aslanların önüne yem olarak atılırlarmış. Bizde modern zamanlara uygun olarak SBS veya diğer sınavları kazanamayanları sadece sokağa atıyoruz. (Tabi bu kıyaslamaya ne alaka diyerek kızanlarınız olabilir. Bu nedenle bu konuyla ilgili yazılarımı sonuna kadar takip etmenizi ve değerlendirmelerinizi bundan sonra yapmanızı tavsiye ediyorum.) Bu çarpışma İlköğretim 4. sınıftan itibaren başlıyor. Yani 9 yaşındaki çocukları kapitalist sistemlerin acımasız ve kanlı dişlerinin önüne atıyoruz. Hem de devlet eliyle.

     Bana göre işin vahim taraflarından biri bu sistemi hararetle savunan eğitim işgörenlerinin olması. Doğrusu bu insanların eğitimden ne anladıklarını merak ediyorum.

     Çünkü eğitim öncelikle toplumun milli, manevi ve ahlaki değerlerini yeni kuşaklara -zamanın şartlarına göre- kazandırmaktır. Çünkü eğitim; “insan olma” davasıdır. Çünkü eğitim; sorumluluk sahibi, dürüst insanların yetiştirilmesi, yani “adam yetiştirme” davasıdır. Çünkü eğitim;  toplumun ve devletin geleceği, davasıdır.

     Çünkü eğitim; hırsızın, arsızın, namussuzun, kalpazanın, kaçakçının, soyguncunun, torpilin ve torpilcinin tasfiye edilmesi davasıdır.

     Çünkü eğitim; ...

     Bu gün okullarımızda eğitim verilmiyor, belki öğretim yapılıyor. Bu öğretimde çocuklarda bilgi basamağından öteye geçmiyor. Neticede birbirine saygısı ve güveni olmayan, mutsuz fertler. Okul bahçelerinden sokaklara, evinizden kamu kuruluşlarına kadar bir göz atın. Bu ortamdan memnun olduğunu kaç kişi söyleyebilir.

     Bu insanlara doğru ve yanlış olan şeyler öğretilmiyor mu? Eminim ki evde de okulda da doğru ve yanlış üzerine çocuklara çok şeyler öğretiliyor. Bunun dışında okulda her gün bu değerler üzerine çocuklara “Ant” bile içiriyoruz. Peki ama netice neden memnuniyet verici değil ya da neden mutsuz bir toplum haline geldik? ... Efendim devamı haftaya. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1189 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113