• BIST 108.869
  • Altın 271,535
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -3 °C

MİLLİ EĞİTİM DE YENİDEN YAPILANMA

Yener Çaycı

AKP iktidarının 3. döneminde Milli Eğitim Bakanlığında Bakan Ömer Dinçer başkanlığında radikal değişiklikler yapılmaya başlandı. Değişim zorunlu olsa da yapılan değişim iyi yönetilmediği takdirde zararlı sonuçlar doğurabilir. Uzun zamandan beri Milli Eğitim Bakanlığında yeniden yapılanma gerektiğinden söz ediliyordu. Ancak bu güne kadar hiçbir hükümet ve bakan bu cesareti gösteremedi. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı gibi dev bir teşkilatı yönetmek, değiştirmek ya da yeniden yapılandırmak büyük bir cesaret gerektirdiği gibi her yönüyle de iyi bir alt yapı ister.  Geçmişte işe göre adam yerine; adamına göre iş kuralı uygulandığından; aşağı yukarı her bakanlıkta adamına uygun birimler üretilmişti. Dolayısıyla bakanlıklar hantal bir yapıya kavuşmuş; ayrıca, iş karmaşası da ortaya çıkmıştı. Örnek verecek olursak; Milli Eğitim Bakanlığında Dış İlişkiler, Yurt Dışı Eğitimi, Kız Teknik, Erkek Teknik gibi genel müdürlükler vardı. Benim arzu ettiğim şekilde olmasa da bunlar değişik isimler adı altında birleştirildi ve birimlerin sayısı azaltıldı. Şu sıralar kendini vazgeçilmez gören, onlarca yıldır başka kimse yokmuş gibi belli makamları işgal eden birçok üst düzey bürokrat koltuk derdine düştü. Bence iyide oldu. Tabi diğer bir açıdan her iktidar kendi kadrosunu yaratıyor, bu da ayrı bir durum. İnşallah bakanlık birimlerinde çalışan personel sayıları da ihtiyaca uygun olarak düzenlenir. Temennimiz odur ki bu yeni yapılanma vatana millete hayırlı olur.

     Diğer bir taraftan Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer, öğretim yılı başında bir genelge yayınladı. Bu genelgeye göre okul-aile birliklerinin yıl sonu kapanış (diploma) ve sene başı (öğrenci kayıt) dönemlerinde bağış kabul etmemesi gerekiyordu. Tabi buna uyan okul yönetimi ve okul-aile birliği yok denecek kadar azdır. Geçmişte de MEB tarafından buna benzer açıklamalar yapılmış ve yazılar yayımlanmıştı. Ancak bu sefer bakan genelge çıkarmakla yetinmemiş ve Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığı ile her ilde inceleme başlatmıştı. Bu durum sendikaların, okul yöneticilerinin, hatta bir kısım il ve ilçe yöneticilerinin canını sıktı. Eleştiriler üst üste geldi. Herkes kendi cephesinden haklı, bence veliler daha haklı.

     Sekiz yıllık temel eğitimi zorunlu tutacaksın, Anayasaya temel eğitimin ücretsiz olduğunu yazacaksın, daha sonra da zorunlu eğitim vergisini (affedersiniz kayıt parası, diploma parası diyecektim) vatandaştan bin bir tuzakla alacaksın.. Bunun adına da bağış diyeceksin. Kim kimi kandırıyor belli değil. Yukarıda da belirttiğim gibi herkes haklı. Eğer anayasayı uygulayacaksanız hiç bir ad altında vatandaştan para isteyemezsiniz. Yok biz okullara para gönderemiyoruz okullar bir şekilde para bulacak ve ihtiyaçlarını karşılayacak diyorsanız tavşana kaç, tazıya tut demenin manası ne? Öyle ise: Ya Anayasadan ücretsiz eğitim işini kaldırıp vatandaştan öğrenci başına bir ücret talep edilecek, ya mevcut kanunlarda eğitim için belirtilen kaynaklardan gerçekten okula para aktarılacak ya da başka bir çözüm yolu bulunacak. İnşallah şu yeniden yapılanma döneminde bu işe de kafa yorularak kalıcı bir çözüm bulunur. Yoksa bu bağış işi çok su götürür. Hele hele kimsenin babasına güvenmediği bir zamanda. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1700 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113