• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 19 °C

KADROLU KADROSUZLAR

ufuk dilekçi

Eğitime verilen değer öğretmene verilen kadardır. Sözleşmeli ya da ataması yapılmayan öğretmen olsun hepsi eğitim fakültesi bitirerek öğretmen unvanı almaya hak kazanmışlardır. Toplumun genelinde oluşan “Öğretmen kamuda çalışmıyorsa ya da sözleşmeliyse öğretmen değildir.” düşüncesi yanlıştır. Diplomasında öğretmen yazan bütün arkadaşlarımız kamuda çalışan öğretmenlerimiz kadar öğretmendir. Kadrolu, sözleşmeli ya da atama bekleyen öğretmenlerimiz olsun fark etmez; bu arkadaşlarımız üniversitede aynı amaca hizmet etmek için eğitim almışlardır. Amaçları da vatanın neresinde olursa olsun öğrencilere iyi bir eğitim vererek geleceğe köprü kurmaktır. Ne yazık ki, eğitim hayallerimizin köprüleri eksik!

Ülke olarak eğitim hayallerimize ulaşmak istiyorsak geleceğin köprüleri olan öğretmenleri artık sınıflarının başına geçirmeliyiz. Gelecek hayallerimizi, ücretli öğretmenlik gibi yarım köprülerle ziyan etmek yerine sınıfları kadrolu atanacak öğretmenlere teslim etmeliyiz. Sınıfları öğretmenlere teslim ederken de kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen ve ücretli öğretmen gibi unvanlarla öğretmeni ayrıştırmamalıyız. İyi bir nesil yetiştirmek istiyorsak, öğretmenlerimizin maddi ve özlük hakları gibi kafalarında oluşan soru işaretlerini azaltmalıyız. Öğretmenlerimizin kafalarında oluşan soru işaretlerini azaltmamız eğitim sistemimizin kalitesini de artıracaktır. Son dönemlerde sözleşmeli ve atama bekleyen öğretmenlerimizin kafalarında ki soru işaretleri artmış durumda. Bu soru işaretleriyle beraber özellikle atama bekleyen öğretmenlerimizin psikolojileri de iyi durumda değil.

Öğretmenlerimizin psikolojilerini daha atamaları yapılmadan bozmaya başladık. Eğitim fakültesinden öğretmenlik diplomasıyla mezun olan bütün öğretmenleri tekrardan öğretmenlik sınavına sokuyoruz. Genel kültür ve genel yetenek, eğitim bilgisi, alan bilgisi sınavları yetmezmiş gibi bir de peşine mülakat sınavı ekledik. Bütün bu sınavlardan sonra “Atanabilecek miyim? Atanamayacak mıyım?” gibi sorularla adayları düşündürerek bir psikolojik sınav daha yapılan sınavların peşine yapıyoruz. Her ay da kamuya öğretmen alımlarıyla ilgili açıklamalar yaparak adayların geceleri rahatça uyuyamamasını sağlıyoruz. Bu kadar yazılı ve psikolojik sınavdan geçtikten sonra göreve başlayabilen öğretmenlerin mutluluk gözyaşlarını görüyoruz. Fakat bu gözyaşlarının emeğe ve ekmeğe olan bir hasret olduğunu da bir türlü göremiyoruz. Vatanın neresinde olursa olsun göreve giden öğretmenlerin eşini, çocuğunu ya da hasta ana babasını arkasında bıraktığını anlamıyoruz.

            Atama kararnamesini eline aldıktan sonra heyecanla göreve başlamayı beklerken, onlara “Dur.” diyoruz. “Seni şimdi burada uzun yıllar tutamayız, yarın ailenin yanına gitmek istersin, bizim seni burada tutacak bir şey yapmamız lazım.” diyerek kocaman bir iş sözleşmesini önlerine koyuyoruz. Yine mi atanamadın? gibi klişe cümlelerden bunalan öğretmenlerimizde sözleşme şartlarını bile bile mesleğinin ve ekmeğinin hasretiyle sözleşmeye basıyor imzayı. Öğrencileriyle önünde bulunan son engel olan sözleşmeyi de imzalayarak hayalini kurduğu mesleğe başlıyor. Mesleğe başlarken de unvanı sözleşme imzalayarak başladığı için Sözleşmeli Öğretmen oluyor.  Çalışan eşini ve çocuğunu, eşinin işinden dolayı götüremiyor. Devletin öğretmenine bir hak tanıyarak gelecek zamanlarda onların yanına gidebileceğini ve tekrar kavuşacaklarını düşünüyor.

            Sözleşmeli öğretmeninimiz sınıfa girdiği ilk gün yıllardır anlatmak istediği; “Edirne’den Kars’a kadar olan sınırlarımızın aslında Bosna’dan Türkistan’a kadar olduğunu, atalarımızın yüzlerce yıl dünyaya hükmettiğini ve milletimizin her zaman mazlumun yanında zalimin ise tam karşısında olduğunu, devletini milletini sahte hocalar için satmaması gerektiğini, geleceğe dair hayallerini sınırlamamalarını ve hayalleri için mücadele etmeleri gerektiğini, muhtar bile olamaz diye gazete manşetlerine taşıdıkları insanın onurlu mücadelesiyle bu gün nerede olduğunu öğrencilerine anlatarak.” onların ufkunu açmalarına yardım ediyordu. Ama kendinde eksik olan bir taraf vardı. Ağırlığını günden güne hissetmeye başladı. Eşinin ve çocuğunun hasreti onu yaralamaya başladı. Vicdanları yaralayan cümle “Ya işini seç, ya eşini.” durumuna gelmişti. Sözleşmeli öğretmenlerimizin yaşadığı olaylardan sadece bir tanesinden küçük bir örnek verdik. Aynı durumda siz olsaydınız ne yapardınız? Kamuya atanmak için bu kadar mücadele verdikten sonra bırakmalılar mı? yoksa devam mı etmeliler? Sözleşmeli öğretmenlerimizin birçoğu yukarıda anlatılan ya da buna benzer birçok olayla karşı karşıya kalmış durumda. Ek olarak yeni atanacak arkadaşlarımızda aynı durumla karşı karşıya kalacak.

            Eşi özel sektörde çalışan sözleşmeli öğretmenlerin eş durumu ve özür grubu atamaları yok. Bu durum birçok sözleşmeli öğretmen arkadaşımızı mağdur etmekte. En başta öğretmenin kadrolu ve sözleşmeli diye ikiye ayrılmasıyla başlanan bu durum birçok aileyi de mağdur etmiş durumda. Sözleşmeli öğretmenlikle ile ilgili yapılan açıklamalar yürekleri yaralamayı bırakın artık parçalamakta. Her yerde ailenin öneminden bahsederken öğretmenin ailesiyle sınanması insanın doğasına aykırı bir durumdur. Özlük hakları eşit olmadan öğretmen atamanın zararlarından daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasında bu gün gelinen durum tüm söylediklerimizi haklı çıkardı. Öğretmeni sözleşmeli atamanın eğitim adına yarardan çok zarar getireceği apaçık ortadır. Korkarım bu durum böyle devam ederse sorunlar da kat be kat artarak büyüyecek. Sorunu büyümeden çözmek için tüm sözleşmeli öğretmenler eşit maddi ve özlük haklarıyla kadroya geçirilmelidir. Eğitim ordusuna yeni katılacak öğretmenlerimizin de sözleşme yerine kadrolu olarak atanması gerekmektedir.

Tüm okuyucularıma selam eder saygılar sunarım.

 

 

 

 

Bu yazı toplam 2611 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113