• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C

İKİNCİ HİKAYE

Yener Çaycı



       Geçen haftaki yazımda 1. Hikayeyi anlatmıştım. 2. Hikayemiz ise, o da şöyle;

        Vaktiyle padişahın biri kötü durumda olan memleketi iyi bir duruma getirmek için çalışıp, çabalıyormuş. Ama ne çare ki yöneticileri, aldığı tedbirleri ve verdiği emirleri dinlemez olmuş, hele hele üst düzey bürokrasi canına tak dedirtmiş.

       Padişah, devletin ve milletin düştüğü kötü duruma çok üzülüyormuş. Artık çaresiz kalmış, dayanamamış ve uzaktaki bir şehre yerleşip, sıradan bir insan gibi yaşamaya karar vermiş. Bir akşam vakti başkent İstanbul’dan gizlice çıkmış. Epey bir yol kat ettikten sonra açlığını, susuzluğunu ve yorgunluğunu giderecek bir yer ararken, bir çoban kulübesi gözüne ilişmiş ve oraya gitmiş.

        Çoban, misafirini çok iyi bir şekilde ağırlamış, ihtiyaçlarını gidermiş. Sıra sohbet faslına gelince; memleketin kötü yönetildiğinden bahsetmişler. Bir ara çoban; “Ah ah! İstanbul’a vali olsam, bak memleket düzeliyor mu, düzelmiyor mu? Demiş. Padişah bir anda dikkat kesilmiş ve çobana, memleketi nasıl düzelteceğini sormuş, çobansa İstanbul valisi olması halinde bunu söyleyebileceğini belirtmiş. Misafirinin bütün ısrarlarına rağmen başka bir şey de söylememiş.

        Padişah  İstanbul’a geri  dönmüş ve hemen çobanı huzuruna çağırtmış. Çoban huzuruna çıkınca da; “Hadi söyle bakayım memleketi nasıl düzelteceksin” demiş. Çoban evvelki akşam misafir ettiği kişinin padişah olduğunu anlayınca şaşırmış, bir müddet sonra kendisini toparlamış ve hafifçe gülümseyerek, sultanım demiş o gece de söyledim, ancak İstanbul’a vali olursam bunu söyleyebilirim. Padişah, seni İstanbul valisi yaptım hadi söyle demiş. Çobanın, padişaha bir şartı daha varmış, bütün istediklerinin yerine getirilmesi. Padişah bu talebi de kabul edince, çoban; ferman buyurun sultanım ne kadar vezir, komutan ve üst düzey yönetici varsa huzurunuza getirsinler demiş. İsteği yerine getirilerek, belirttiği bütün yöneticiler padişahın huzuruna çıkarılmış.

        Padişahın huzurunda; çoban, oraya getirilenlerin tamamının pantolonlarını (donlarını) aşağıya indirmesini söylemiş. Oradaki yöneticilerin hepsi itiraz etmiş. Ancak çoban kararlı, indirecekler sultanım demiş. Sultan emir vermiş, ancak kimse pantolonunu indirmemiş. O zaman çoban, cellada dönerek; “En baştakinin başını vur” demiş. Cellat en baştakinin boynuna kılıcını indirince, diğerleri pantolonları aşağı indirmişler. Bir de bakmışlar ki bu kişilerin büyük çoğunluğu sünnetsiz. Çoban, sultana sünnetsizleri göstererek; “Sultanım bunları görevlerinden alın” demiş. Padişah ta bunları görevlerinden azletmiş. Ertesi gün çoban, padişaha, yeni yönetici (aday) listesini sunmuş, padişah bu listeyi onaylayınca; “Gözünüz aydın sultanım memleket kurtuldu” demiş. Hakikaten de bir müddet sonra memleket huzura kavuşmuş.

       Evet ülkemizin üzerindeki sisler hafiften dağılmaya ve “Memleketin Sünnetsizleri” yavaş yavaş görülmeye başladı. Bu sünnetsizler; Büyük Türk Milletini güdülecek koyun, göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı, gerici, yobaz, kara cahil vb şekilde nitelendirirler ve ensesinden tokatı, başından değneği eksik etmemek lazım anlayışıyla hareket ederler. Ama aynı zamanda bu milletin alın terinden beslenip, sülük gibi kanını içerler. Yetmezmiş gibi milletin boğazını bırak yüreğine, ciğerine saldırırlar. Bu da yetmezmiş gibi milletin oksijenine ve yaşam değerlerine (imanına) kast ederler.

       Bunlar her yerde ve her meslekte konuşlanmışlar…  Millet lehine ne varsa bunlara batıyor, hop oturup, hop kalkıyorlar. Öyle senaryoları, kararları ve yorumları var ki; adam olan insanın, bunları dinlerken, aklını kaçırmamak için, yanında psikoloğ bulundurması lazım. Hoş psikoloğ da bunlara dayanabilirse…
      

        Sahi yukarıdaki hikaye size yabancı geliyor mu?

        Bu millet tarihinde çok ihanetler gördü. Allah’ın izniyle hepsini bertaraf etmeyi başardı. Yeter ki birlik ve beraberliğini korusun. Temcit pilavı gibi, ikide bir önüne sürülen bu kara senaryolara alet olmasın. Şerefsizlerin, namussuzların ve hainlerin cesaretinin yarısı kadar bir cesarete sahip olabilirsek eğer, çok yakın bir gelecekte güzel günler göreceğiz İnşallah. Biraz gayret, biraz daha sabır. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1532 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113