• BIST 95.734
  • Altın 271,952
  • Dolar 5,5633
  • Euro 6,1703
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 17 °C

DURAN ADAM YÜRÜYEN ADAMA KARŞI

Yener Çaycı
Ülkemizde ne kadar çok çapulcu varmış. Adamlar kimlik sorunu yaşıyormuş. Bu Taksim olayları bunların kendilerini ifade etmelerine imkan sağladı.

Çapulcuyum diyen sokağa çıkıyor. Yetmiyor bir kısmı çapulcuyum diye pankart taşıyor. Bir kısmı ise daha da ileri bir özgüven kazanmış olacak ki mecliste bir partinin gurup toplantısında “Gavur İzmirli Çapulcu” diye pankart açıyor. Yani gavur artık gavurluğunu inkar etmiyor. Meselenin bir kısmı da böylece su yüzüne çıkmış oluyor. “Gavurluk etmek”  Gavurluk etmenin ne olduğunu Kurtuluş Savaşında; Yunan İzmir’e çıkınca gayet mahirane bir biçimde Müslüman Türk halkına göstermişti. Belki de bunlar içimizdeki Yunanlıların son kalıntılarıdır. Günümüzün Müslüman Türk halkına çapulculuklarını gösteriyorlar. Bu sözüm “Gavurluğu” benimsemiş kesim içindir, başkaları üzerine alınmasın.

Şimdi bu Taksim hadiseleri ile ilgili olarak söylenecek o kadar söz var ki. Efendim bir kere iğneyi kendimize batıralım. Başbakan yurda dönene kadar bu iktidarın kaymağını yiyen, özellikle müteahhit kesiminden gık çıkmıyordu. Yine belli makam ve mevkileri, işgal eden zevattan da ses yoktu. Ne zaman ki başbakan yurda döndü ve resti restle gördü. Bu zevatta erkekleşmeye başladı. Bunların ne kadar adam olduklarını millet gördü. Helal olsun. Tıpkı 27 Nisan e-muhtırasında olduğu gibi. O günde bu adamlar meydanlardan bir anda kaybolmuştu.

Hani bazı sendikalar sokaklarda çapulculuk yarışına girdi. “Her yer Taksim, her yer gezi, her yer direniş” diyerekten naralar atıyorlar. Sesleri o kadar gür çıkıyor ki ta sınır dışına taştı. Aynı mayanın mahsülü sınır ötesi yoldaşları “bu ülkede katliam var, bu ülkede savaş var.” Diye saatlerce yayın yaptılar. Ama bir güzel söz vardır. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Bitti.

Peki; bu yoldaş sendikalar, legal ve illegal örgütler bunu yaparken güya kendilerini muhafazakar olarak niteleyen sendikalar ne yaptı. Çıt yok. Bir basın açıklaması vb. bir şey yapılamaz mıydı? …

Geçen yazımda (Kurtarılmış Bölge) meselenin iç yüzü ile ilgili birçok madde sıralamıştım. Asıl sıkıntı bu ülkede huzur adına bir şeyler yapılıyor olması. Ülkedeki huzur, içeride ve dışarıdaki huzur bozucuların huzurunu kaçırdı. Şu sokaklarda bulunan kesimin ve bunların yandaşlarının bu ülkeye katma değeri nedir?

Bu güne kadar ben bunların bu ülkeye taş üstüne taş koyduğunu görmedim. Aksine koyulan taşları da söküp; molotofların eşliğinde güvenlik güçlerinin üzerine atıyorlar. Yakıp yıkıyorlar. Böylece masum ve demokratik eylemlerini gerçekleştirmiş oluyorlar(!) Bu demokratik yıkımlar (?) sayesinde ülke daha da bir demokratlaşıyor, daha da bir özgürleşiyor ve ülkemin insanı bunlarla gurur duyuyor(!)

Bir tarafta da kriz tüccarları, kaos tacirleri, … ellerini oğuşturuyor. Buradan bize ne çıkacak diye. Çok beklersiniz. Geçmişte iktidarın başındaki adam öksürünce; ülke ekonomsinin allak bullak olduğu dönemler bitti. Hele bir düşünün ülkenin ekonomisi, hazinesi sağlam olmasa idi; bu ülkenin hali ne olurdu. Borsadaki spekülasyonlar, ülkeden çıkarılmaya çalışılan sıcak para vs. ve biz bunlara vatanperver ve pek demokrat insanlar diyeceğiz öyle mi?

Baktılar ki artık bu dalevereleri halk nezdinde itibar bulmuyor. Yeni yeni eylem türleri icat ediyorlar. Son icat “Duran Adam” ve bikinili destek. Bence durumlarına uygun bir eylem türü. Bu güruh (ki içlerinde; üniversite, sanat ve hukuk camiamızın en güzide yüzlerini (!) görmek mümkün.) bu toplumun yürüyüşüne hiç katılmadılar. Hep aşağıladılar. Ancak; takke düştü kel göründü, toplum artık bunlara kıymet vermiyor. Bir sıkıntıları da burada yatıyor.

Ama haklarını yemeyelim. Yürüyen, ilerleyen Müslüman Türk toplumuna karşı, “Duran Adam” figürüyle kendilerini çok iyi betimlemişler. Aslında Yakan-yıkan adam olmaktan, “duran adam olmak” herhalde iyidir.

İlk duran adam buyurmuş. “Hükümetin istifası yetmez.” Dahası. Ben söyleyeyim. Milletin de devletin vatandaşı olmaktan istifa etmesi lazım. O zaman belki isteklerine kavuşabilirler. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 2291 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113