• BIST 108.869
  • Altın 271,535
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara -3 °C

DİLİMİZ

Yener Çaycı


     Masalları  ile ünlü Ezop’u; herhalde Türk Toplumunun büyük bir çoğunluğu bilir.  İşte bu Ezop’a atfedilen dil ile ilgili bir kıssa vardır. Ezop yaşadığı dönemde bir adamın kölesi iken; efendisi ona "bu akşamki misafirlerime, şehrin en iyi, en lezzetli yemeklerini yap” der. Ezop; çok zeki, çok akıllı bir adamdır. O an efendisine bir ders vermek mi ister? Bilemiyorum ama ziyafet için pişirdiği bütün yemekleri ve tatlıları "dil"den yapar. Efendisi, Ezop'u misafirleri önünde azarlar: "Nedir bu kepazelik? Ben sana en lezzetli, en nefis, en tatlı yemekleri yap, dedim. Sen hepsini dilden yapmışsın."

     Ezop: "Evet efendim, yemekleri, tatlıları, hep dilden yaptım. Dünyadaki en güzel, en tatlı şey DİL’ dir. İnsanlar dilleriyle anlaşırlar, dilleriyle dua ederler, sevgilerini dille ifade ederler. Dil olmasaydı, insanların hâli ne olurdu?" Der.

     Aradan zaman geçer, efendisi; Ezop’tan, bu sefer akşama gelecek olan misafirleri için en kötü yiyecekleri hazırlamasını ister. Ezop, bir önceki ziyafette olduğu gibi, çorbadan tatlılara kadar bütün yiyecekleri dilden yapar. Efendisi bu sefer Ezop’a “ben senden en güzel yemekleri istedim dilden yaptın, en kötü yemekleri istedim gene dilden yaptın, nedir bunun sebebi?" Der. Ezop’ta şöyle cevap verir: "Gerçi dünyadaki en iyi, en tatlı, en güzel şey dil ise de, yine en acı, en çirkin, en kötü şey de dildir. İnsanları, birbirlerine gücendiren, aralarını açan da dildir. İnsanların başına gelen felâketlerin sebebi de onların dilidir." Der.

     Dünyanın en güzel dillerinden birine sahibiz. Ancak bu dili kullanabiliyor muyuz, ya da nasıl kullanıyoruz? Günümüzde ülkemizde yaşanan dil tartışmalarına şu an girmek istemiyorum. Ancak şunu belirtmek istiyorum ki ne kadar farklı bir dil talebimiz olursa birbirimize o kadar yabancılaşırız. Dil bir ülkenin, bir toplumun, bir insanın her şeyidir. Adı, soyadıdır. Gözü, kulağıdır. Eli, ayağıdır. Dil insanın kendisidir, arkadaşıdır, dostudur, sevgilisidir. Hedefine ulaştıran araçtır. İman yoludur.

     Dilimizi ne kadar yüceltirsek, doğru kullanırsak; bir o kadar da kendimizi ve toplumumuzu yüceltiriz. Dilimizi ne kadar yozlaştırırsak, bir toplum olarak ve bir insan olarak o kadar yozlaşırız. Belki farkında olarak, belki de farkında olmayarak: Sokaktaki tabelalardan, televizyonlara kadar dilimizi bir çok kere yanlış kullanıyoruz.

     Ülkemizde alfabemizle ilgili bir kanun vardır. Hem kanun gereği hem de Türkçe’nin kuralı olarak harfler okunurken sonuna “e” harfi eklenir. Yani “t” harfini “te” olarak okuruz. Bunun gibi alfabemizdeki 21 sesiz harfin sonuna  “e” harfi eklenerek okunur. Bu açıklamayı şunun için yaptım.

     Efendim ülkemizde bir sürü televizyon kanalı var. Bunlardan bir kısmının isimlerinin okunuşu ki bunların sunucularının bilmeyerek yaptıklarını zannetmiyorum. Belki aşağılık komplekslerinden olabilir. Mesela: CNBC adlı televizyon kanalı. Yukarıda verdiğimiz açıklamada olduğu gibi bu kanalın ismi ce-ne-be-ce –te-ve olarak okunması gerekir. Eğer Türkiye’de yaşıyorsak ve Türk Dili’ni kullanıyorsak. Ama bu kanalda sunucular kanalın adını –si-en-bi-si-ti-vi olarak okuyorlar veya söylüyorlar. Bunun gibi bir sürü televizyon kanalında sunucular kanal adını benzer şekilde yanlış olarak söylüyorlar. Sadece kanal adı da değil kelimeleri de Türkçe’ye uygun kullanmıyorlar. 

Yine tabelalara bakıyorsunuz ne idüğü belirsiz Türkçe mi, yabancı bir dille mi yazılı olduğu belirsiz bir sürü yazı. Bir örnek verecek olursak: balıkchı, kanatchı vb. Sadece bunlar değil tabi yanlış kullanılan kelimeler, uydurularak kullanılan kelimeler, yabancı kelimeler... Bu görsel ve işitsel medyanın da etkisiyle toplumda gittikçe yaygınlaşmaya başladı. Neden bunu yapıyorlar? Belki bir kısmı kibarlık-incelik yaptığını sanarak, bir kısmı İngilizce’nin etkisinde kalarak, bir kısmı aşağılık kompleksinden dolayı bu dili evirerek çevirerek keyfince ve kurala uymadan kullanıyorlar.

Bana göre dile ihanet, vatana ihanetle eş değerdir. Bu ülkede maalesef bir zamanlar yabancı dil ile eğitim veren orta dereceli kurumlar vardı (Tabi özel durumlar hariç). Düşünebilirmisiniz  Almanya’da, İngiltere’de, Fransa’da; Türkçe ile eğitim veren devlet okullarını.

     Bu köşeden üniversitelerde görevli öğretim elemanlarına (Özellikle eğitim ve iletişim fakültelerinde bulunan), Radyo Televizyon Üst Kurulu’na, Türk Dil Kurumu’na, Milli Eğitim Bakanlığı’na sesleniyorum. Daha nereye kadar umursamayacaksınız? Bu konuda sizin bir göreviniz yok mu? Şu toplumdaki iletişim kopukluğunu görmüyor musunuz? Birbirimizi anlayamaz hale geldik. Unutmayalım ki; en önemli bağımsızlık sembolü dildir. Milli birlik, milli dayanışma dil ile sağlanır.

Dil elden giderse ne bağımsızlık kalır, ne de bütünlük.

Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1653 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113