• BIST 99.326
  • Altın 236,808
  • Dolar 5,5638
  • Euro 6,2937
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 3 °C

ÇAĞDAŞ TEFECİLİK

Yener Çaycı
Tefecilik: Kazanç elde etme amacıyla birilerine borç verme işidir. Günümüzde tefecilik kısmen bazı düzenlemelerle yasallaştırılmıştır.

 

Şöyle ki devletten izin alma ve mevcut faiz oranları üzerinde faiz uygulamama şartı ile serbest bırakılmıştır. Fakat bu tefecilik eylemi daha çok yasa dışı yollarla yapılmaktadır. Tabi iş yasa dışı olunca bu işe yeraltı dünyasının çeşitli şekillerde çek-senet mafyası gibi müdahil olmaması düşünülemez. Günümüzde bankacılık alanlarında yapılan düzenlemeler, tefeciliği ortadan kaldırmasa da epeyce geri plana atmıştır. Ancak; faizlerin düşmesi, yatırım alanlarının genişlemesi, bankacılık sektörünü de eskisi gibi faiz kazancı elde edememesi nedeniyle çağdaş tefecilik diyebileceğimiz arayışlar içerisine sokmuştur. Yani bankalar tefecilik yapmaya başlamıştır.

Aslında bankacılık kurumu da işin özünde yasal tefecilik yapmaktadır. Bir fark var tefeciler devlete vergi vermemektedir.

Bankaların yaptığı bu tefecilik yasaların arkasını dolanarak çok ince hesaplar üzerinden yapıldığı için kolay kolay da yasa dışı bir faaliyet olarak nitelendirilemiyor. Bu gün bankalar müşterilerinden akla hayale gelmeyecek hizmetlerinin(!) karşılığında 40-50 çeşit kalemden para almaktadır ve devlet bu durum karşısında ya sessiz ya da aciz kalmaktadır.

Bankalar eskiden devlete ve vatandaşa yolunacak kaz anlayışı ile muamele ediyorlardı. Şimdi devlete karşı öyle olmasa da vatandaşa karşı biraz daha ileri seviyede bu işi uygulamaktadırlar.

Yok hizmet bedeli, yok kart parası, yok hesap işletim bedeli, yok kağıt bedeli, yok … bilmem ne bedeli denilerek adeta vatandaşı soymaya başladılar. Durum yargıya taşınıyor, yargı bir durum hakkında karar veriyor. Banka başka bir uygulama devreye sokuyor. Neticede yargı da bu iş ile baş edemiyor.

Bankalar (banka sahipleri-kapitalist zihniyet) “ben böyle kazlar bulmuşken elimi bu işten nasıl çekebilirim” diyor. Etkili ve yetkili merciler, etkisiz ve yetkisiz merciler olarak bu durumu seyretmekle yetiniyorlar. Acaba diyorum bu yetkililer; kazların yeterli derecede soyulmadığını ima etmek için mi sessizce bekliyorlar. Ya da başka türlü bizim bilmediğimiz bazı durumlar mı var?

Ülkemizde maalesef orman kanunu anlayışı bir başka ifadeyle güçlünün hukuku uygulanmaktadır. Güçlü ne derse o geçerlidir. Tabii olarak her alanın bir kralı vardır ve bu kralın kararı uygulanır.

Mesela kuyumcuların durumu bankacılardan daha mı farklı? Değil. Orada da vatandaşı daha iyi nasıl soyabiliriz anlayışı hâkim. Yok işçilik parası, yok eski altın, yok bilmem ne derken, her alanda bir vurgun stratejisi.

Her devlet kendi vatandaşının hak ve hukukunu korumak için tedbir alır. Bizde bu durumun böyle olduğunu söyleyemeyiz. Şuçlunun hukuku, suçsuz ve namuslu vatandaşın hukukunun önüne geçmiş durumda. Öyle ya hırsıza hırsız, soysuza soysuz, namussuza namussuz diyemediğimiz bir düzende yaşıyoruz.

Ancak her nasılsa herkes bu düzenden memnun. Acaba memnuniyetimizin sırrı herkesin birbirini aldatmasında olmasın? Ne demiş sözün gerçek sahibi “Aldatan bizden değildir.” E ne diyelim. Neye layıksak o şekilde yönetiliyoruz. Saygılarımla.

Bu yazı toplam 2792 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113