• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 2 °C

BİLİYORUZ AMA YAPMIYORUZ

Yener Çaycı



     Geçen hafta gazetemiz yazarlarından Nejat Taşkın Beyefendinin “Otobüste Bir Kadın ve Kucağında Çocuğu” başlıklı köşe yazısı  içimizdeki yarayı bir kez daha depreştirdi. Kendilerine günümüzün bu toplumsal yarasını gündeme getirdiği için teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

     Memleketimizde insanlar bilgi cahili değil. Çünkü günümüzde insanlar sadece okuldan, öğretmenden, kütüphaneden bilgi edinmiyorlar. Kaynaklar çoğaldı; bilgisayar, internet televizyon, gazete, dergi vb. bir çok kaynaktan bilgi edinebiliyorlar. Dolayısı ile insanlarımız bilgi cahili değil. Ancak; çeşitli kaynaklardan elde edilen bu bilgiler en doğru bir şekilde nerede kullanılacak, nasıl kullanılacak, niçin kullanılacak, ne zaman kullanılacak, kim tarafından kullanılacak? Bunu bilemiyoruz. Yerimizi, haddimizi, konumumuzu unutuyoruz. Mesela: Herkes tıp alanında bir bilgiye sahip olabilir. Ama bu bilgiye sahip olmak; hastaları tedavi etme ehliyetini kimseye vermez.

     Maalesef ülkemizde iki kelime ezberleyen kendisini öğretmen olarak görüyor. O kadar ki okulda/sınıfta öğrenciye nasıl ders verileceğini öğretmene dikte etmeye çalışan veliler, okulun çevresinde temizlik yapan çocukları görünce okul idarecilerine biz çocuklarımızı çöpçü olsunlar diye mi okula gönderiyoruz diyen veliler…


     Eğitimin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Papağan gibi bir şeyler ezberlemenin eğitim olduğunu zannediyoruz. Temizlik, tertip, düzen, görgü kuralları, milli, manevi ve kültürel değerlerimiz bunlara ihtiyaç duymuyoruz bile. Artık okula çocukları SBS ve ÖSS’ yi kazanmaları için gönderiyoruz. Yetmiyor yetiştirme kursları ve dershanelerle takviye ediyoruz. Böylece anne ve baba olma sorumluluğunu yerine getirdiğimizi zannediyoruz ve çocuğumuza iyi bir eğitim aldırdığımızı düşünüyoruz. Hele bir de çocuklar sınavlarda üstün başarı elde ettiyse dokunmayın keyfimize. Çocuğumuz iyi bir meslek sahibi olabiliyor. Gel gör ki iyi bir insan olamıyor.

     Benim problemlerimi kendi problemi olarak görmeyen ve –o sizin probleminiz- diyen insanlar bir zaman sonra bu problemlerin altında kalıyor. Yardımlaşma, dayanışma ruhunu kaybetmiş bir toplumda doğal olarak huzur yoktur. Bu toplumda herkes kurtuluş reçetesi ortaya koyar. Herkes başbakandır. Herkes bakandır. Herkes konuşur. Ne yazık ki iş bu kadardır ve kimsede kılını kıpırdatmaz.


     Bu anlayış bazen bir otobüste saygısızlık, görgüsüzlük, kabalık olarak; 1,5-3 yaşlarındaki çocuğuyla bir anneyi otobüste yakalar. Çünkü bencillik o kadar içimize işlemiştir ki 10-15 yaşındaki çocuklar yer verecek olsa bile onu engelleyen anne ve babalar vardır. Bazen de hırsızlık, gasp, yan kesicilik, cinayet vb. olarak karşımıza çıkar.

     Aslında herkes her şeyin farkında. Yani sıkıntı bilgisizlikte değil; vurdumduymazlık, bencillik, kabalık ve görgüsüzlüktedir. Yani eğitimsizliktedir. Bilmeyene yanlışı öğretirsin o alışkanlığından vaz geçer. Yaptığının kötü olduğunu bilipte buna rağmen bu davranışı gerçekleştirene ne yapacağız. Yani hesap tuzun kokması hesabı.

     Çözüm; eğitim ama eğitim. Saygılarımla. 

Bu yazı toplam 1210 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113