• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 3 °C

ARTIK ÜŞÜMÜYORSUN DEĞİL Mİ?

Yener Çaycı



     Adam olmak çok büyük meziyetler ister. En başında yürek ister, iman dolu,  mangal gibi bir yürek. Böyle bir yüreği taşıyan, ender adamlardan biriydi MUHSİN YAZICIOĞLU. 55 yıllık bir ömre sığdırdığı; yılgınlığın, bitmişliğin yer bulamadığı, Türk gençliği için örnek ve ibretlik bir hayat.

     Ülkesinin düştüğü buhranlardan çıkış yolunu, kurtuluşu kökü dışarıda olan “İZM” lerde aramamış ve bu milletin derdine, dermanın, yine bu milletin kendi özünde olduğuna inanmış bir adam.

     Özgürlüğün, mücadelenin ve azmin sembolü bir adam. Üstadın Gençliğe Hitabesinde belirttiği; kim var denildiğinde arkasına, sağına ve soluna bakmadan ben varım diyebilen bir adam.

            Zulmün kol gezdiği, insanlığın, işkencelerde test edildiği günlerde; erimemiş, bir suç isnat edelim de şunu da dar ağacına gönderelim anlayışıyla; olmadık sahtekarlıkların yapıldığı ve her türlü iftiranın atıldığı bir dönemde; dimdik durabilmiş, tertemiz bir adam..

     Avukatının  “Artık seni suçlayabilecekleri bir şey kalmadı, tahliyeni isteyeceğim” dediği bir anda, “Hayır. Ben bunu kabul edemem, ben burada olduğum için bu işkenceler, bu zorluklar arkadaşlara oyun gibi geliyor, ben buradan çıkarsam arkadaşlarımın moralı bozulur.” Diyerek arkadaşlarını terk etmeyen gerçek bir yol arkadaşı, gerçek bir yoldaş. İşte Mü’min vasfı. “Adam” sözünün bile yetersiz kaldığı bir adam.

     Ömrünün baharında; 7,5 yılını, Medrese-i Yusufiye’de suçsuz ve günahsız olarak geçiren, işkencelere ve ölümlere terk edilmiş, hükümsüz tutuklu.

     Bu işkenceler karşısında dahi inancından asla taviz vermeyen iman ve istikamet sahibi bir adam.

     Şubat soğuklarının keskin bir kılıç gibi milletin suratına indiği; çok kişinin kişiliksizleştiği, çok kişinin para ile alınıp satıldığı, çok kişinin kıblesini ve saflarını değiştirdiği bir dönemde: “Milletinin bağrına namlusunu çevirmiş bir tanka selam durmam” diyebilen, zor günlerin kahramanı, emperyal güçlere karşı onurlu bir ses, yiğit bir adam.

     Milletinin dışında hiç kimseye hizmet etmeyen, milletin iradesi dışında başka bir irade tanımayan ve bu konuda hiçbir dalavereye itibar etmeyen, gerçek halk adamı.

     Hayatında iki defa üşüdü bu adam, birincisinde; Mamak’ta, şiirini yazdı. Dinledikçe iliklerime kadar titriyorum. İkincisi; Ah, Keş Dağı ah!  Gülün donduğu, gülün solduğu yer ve dahi sözün bittiği yer… Başından karlar eksik olmasın, sıcak yüzü görmeyesin Keş Dağı. Böyle bir yiğide kıyılır mı? Evet, ikincisini; Keş Dağı’nda, kanıyla yazdı. Büyük Birlik Sevdası.

     Olmadı, böyle olmadı reis! Ne darbeler, ne soğuklar yaşadın. Donmadın, yıkılmadın,. Keş Dağı’nda üşüdün KOCA REİS. Sen üşüdün, millet dondu. Donduk be reis, donduk. Kısmet. Buraya kadarmış. Hakka inananlardandın, Hakka inananlardanız. Artık inandığın davanın gerçek sahibine kavuştun. Mekanın cennet olsun.

     Artık, üşümüyorsun değil mi? Saygılarımla.

Bu yazı toplam 1259 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113