• BIST 92.708
  • Altın 209,219
  • Dolar 5,2713
  • Euro 6,0052
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 11 °C

Adayı bir görelim ona göre oy vereceğiz!

Adayı bir görelim ona göre oy vereceğiz!
Yenişafa Gazetesi yazarı Mehmet Acet, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile yaptığı sohbeti köşesinde değerlendirdi.

Dün Meclis’te Ak Parti’nin Ankara adaylığı için ismi geçen birkaç kişiden biri olan Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki ile ayaküstü sohbet ettik.

Biz kendisinin bu konulardaki niyetini kurcalarken Özhaseki sözü anketlere getirdi.

Ak Parti’nin yaptırdığı anketlerde “Adayı bir görelim, kararımızı ona göre vereceğiz” diyenlerin oranı yüzde 30’ların üzerinde çıkıyormuş.

Yüzde 60’a yakın bir kesim ise, parti aidiyetine göre hareket ediyor.

Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz:

Yüzde 60’a yakın bir seçmen her durumda partisi ne derse ona göre hareket edeceğini söylüyor ama İstanbul, Ankara başta olmak üzere birçok yerde Özhaseki’nin sözünü ettiği ‘Aday tercihleri’ seçim sonuçlarını belirleyebilir.

Sandık başına gittiğinde oylarını ‘dağıtarak’ kullanan seçmen sayısındaki artış en son 24 Haziran seçimlerinde karşımıza çıkmıştı.

Oy kullananların yaklaşık yüzde 20’si, ikinci oyunu ya başka bir partiye, ya da partisinin aday gösterdiği cumhurbaşkanı adayının rakibi için kullanmıştı.

Bir önceki yerel seçimlerde ise, belediye başkanlığı ile il genel meclisi seçimlerinde ayrı ayrı partilerin ipi göğüslediğine dair birçok örnekle karşılaşmıştık.

YENİ OPERASYON SİNYALİ Mİ?

Tabii seçimlere daha 5 ay var.

Onun için buraya bir virgül koyup, daha yakın vadede sıcak gelişmelerle karşımıza çıkabilecek bir başka konuya geçelim.

Dün Meclis grup konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Fırat’ın Doğusu meselesine kısa bir bağlam açtı ama kullandığı kelimeler, bu konuya yeniden odaklanmamızı gerektirecek kadar dikkat çekiciydi.

Erdoğan, “Fırat’ın doğusu konusunda hazırlıkları tamamladık. Yakında etkili operasyonlarla terör örgütünün tepesine tepesine bineceğiz. Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi.

Günün ilerleyen saatlerinde haber kanallarına son dakika olarak düşen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın bir açıklaması da, önümüzdeki günlerde yaşanabilecek gelişmelerin bir başka işaret fişeği gibiydi.

O da, “Münbiç’ten sonraki çalışma noktamız, alanımız Fırat’ın doğusundaki terör hedefleri olacak” dedi.

Ankara’da ilgililerle ne zaman oturup konuşsak, Fırat’ın doğusuna dönük muhtemel bir operasyon için bir yerin ismini özellikle zikrettiklerine şahit oluyoruz.

Tel Abyad…

Birinci Dünya Savaşı sonrası emperyalistlerin ‘Maksat gıcıklık olsun’ der gibi, yerleşim birimlerini bölerek çizdikleri, Suriye sınırının hemen dibinde, Urfa’nın Akçakale ilçesi ile aynı yerleşim birimi iken ortadan bölündükten sonra sınırın öbür tarafında kalan bir şehir burası.

Ankara’da Tel Abyad’a yönelik olarak, PKK/YPG’nin eline geçtiği Haziran 2015 tarihinden itibaren defalarca operasyon planlaması yapıldığını biliyorum.

ABD’nin frenlemeleri olmasaydı, bu operasyon çoktan yapılır ve bu kent çoktan kurtarılmış olurdu.

NEDEN TEL ABYAD?

Tel Abyad’ın operasyonel planlamalar için sık sık gündeme gelmesinin iki temel gerekçesi var.

Biri bulunduğu mevkiin stratejik değeri.

Diğeri ise, nüfus yapısı.

Suriye için gelecek projeksiyonunu demografik yapıların gözetilmesi biçiminde yaptığını çoktan deklare etmiş olan Ankara için Tel Abyad, bu gerekçeye en uygun düşen yerleşim birimlerinden birini oluşturuyor.

Haziran 2015 öncesi nüfusunun tamamına yakını Arap olan bu şehir, YPG’nin DEAŞ’la anlaşarak bir günde ele geçirmesiyle demografik dokusunu da kaybetti.

Şehirde yaşayanlar, can havliyle kendilerini sınırın bu tarafına, Urfa’ya attılar.

Suriye’nin geleceği için en ikna edici argümanlardan birinin savaş öncesi demografik yapıya dönülmesi fikri olduğunu düşünecek olursak, Tel Abyad’ı eski haline getirmek için yapılacak bir operasyonun meşru zemini de oluşmuş olur.

Stratejik gerekçeye gelince…

PKK/YPG’nin Haziran 2015’te, tam da Türkiye’deki seçimlerden belirsizlik tablosunun ortaya çıktığı bir zeminde bu kente hücum etmesinin temel bir nedeni vardı:

Tel Abyad’ın ele geçirilmesiyle Kuzey Suriye’de ilan edilen üç ‘Sözde Kanton’un’ (Üçüncüsü Zeytin Dalı harekatıyla ele geçirilen Afrin) ikisi arasındaki bariyer ortadan kalkmış oluyordu.

Bir harita üzerinde Tel Abyad’ın konumuna baktığınızda, genellikle sarı olarak gösterilen PKK/YPG bölgesinin görünümünü, Haziran 2015 öncesi bir tek bu kent bozuyordu.

Bu durumda, PKK ve onlara yön veren akıl sahipleri için bu bölgeyi ele geçirmenin cazibesi ne ise, denklemi eski haline çevirmenin ne anlama geleceğini de en iyi Ankara’daki ‘akıl sahipleri’ biliyor.

Türkiye’nin güney sınırını boylu boyunca bir PKK devleti ile kapatma fikrine Fırat Kalkanı ile, Zeytin Dalı ile indirilen hançer darbelerinin bir yenisi Fırat’ın doğusu için düşünülüyorsa eğer, Tel Abyad böyle bir hedef için biçilmiş kaftan olabilir.

Erdoğan’ın “Yakında etkili operasyonlarla terör örgütünün tepesine tepesine bineceğiz” dediği, Savunma Bakanı Akar’ın “Yeni çalışma noktamız Fırat’ın doğusu” sözleriyle arkasını getirdiği sözlerin sahaya nasıl yansıyacağını yakında görebiliriz.

Tel Abyad mı olur, başka bir yer mi bilinmez ama bu bölge için harekete geçilmesi her durumda büyük olay olacaktır.

YENİ ŞAFAK GAZETESİ-Haber7

 

Bu haber toplam 346 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 05334607972 Faks : 0216 4917113